Deniz taşıtları Ankara'nın takibinde

Türkiye kıyılarında seyir emniyetini ve deniz güvenliğini artıracak olan Otomatik Tanımlama Sistemi (AIS) hizmete girdi.

Deniz taşıtları Ankara'nın takibinde

Deniz taşıtları Ankara'nın takibinde

Türkiye kıyılarında seyir emniyetini ve deniz güvenliğini artıracak olan Otomatik Tanımlama Sistemi (AIS) hizmete girdi. Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Ege'deki tüm deniz araçları 24 saat Ankara'dan izlenebilecek. Sistem "Ülke Güvenliği" açısından da önemli bir konuma sahip bulunuyor. Akdeniz ve Karadeniz bölgesinde, bütün kıyılarını AIS kontrolüne almış Türkiye'den başka bir ülke bulunmuyor.

Anel Grubu'na bağlı Aneltech, AMS, CNS ve Ican konsorsiyumu tarafından hayata geçirilen sistemin verimli ve tam performanslı kullanılması halinde; Türkiye kıyılarının daha güvenli ve seyir açısından daha emniyetli olması, deniz kabalarının önlenebilmesi ve deniz kazalarına acil müdahaleye katkıda bulunulabilmesi, arama ve kurtarma faaliyetlerinde daha etkin olunabilmesi, kaçakçılık ve yasa dışı göçün önlenebilmesi, balıkçılık faaliyetlerinin kontrol altına alınabilmesi, ÖTV'si indirilmiş yakıtın usulsüz kullanımının önlenebilmesi mümkün olabilecek.

1 Ocak 2008 ile 1 Temmuz 2009 tarihinden arasında kademeli olarak tüm yolcu ve yük taşıtları (sandallar hariç) AIS cihazı takmak zorundalar. Bu cihazların üretimi Türk şirketleri tarafından da gerçekleştiriliyor. İdeal Teknoloji ve Pavo (T-Tronics), geçtiğimiz aylarda bu konudaki ürünlerini tanıtmışlardı. Pazarın oluşmasıyla birlikte bu konuda yeni şirketler de gündeme gelebilecek. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde bu pazarda ciddi bir hareketlilik söz konusu olacak.

Kıyılarında seyir emniyetini ve deniz güvenliğini artırmak amacıyla gemilere ilişkin pek çok statik, dinamik ve seyir bilgilerinin otomatik olarak alınacağı Otomatik Tanımlama Sistemi (AIS - Automatic Identification System) hizmete girdi. Sistem sayesinde Türkiye, Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz'de seyreden gemileri 24 saat Ankara'dan izler hale gelecek. Sistemin hizmete girmesi dolayısıyla Denizcilik Müsteşarlığı'nda düzenlenen törene katılan Ulaştırma Bakanı İsmet Yılmaz, projenin çok kısa bir zamanda hayata geçirildiğini söyledi.

Bakan Yılmaz'ın verdiği bilgilere göre; Akdeniz ve Karadeniz'de Türkiye'nin dışında bütün kıyıları AIS kontrolünde olan başka bir ülke bulunmuyor. İtalya ve Yunanistan'da ise bu sistemler kısmen kullanılıyor. Türkiye'nin tüm kıyıları AIS kontrolüne alınmadan önce sadece boğazlar bölgesi kontrol altında bulunuyordu.

Bu proje için yapılan ilk ihale başansız olmuş ve ikinci ihale açılmıştı. Açılan ikinci ihale sonucu oluşturulan proje; Anel Gruba   bağlı   Aneltech,   AMS
(Australia Maritime Systems), CNS (İsveç) ve Ican (Kanada) şirketlerinin oluşturduğu konsorsiyum tarafından hayata geçirildi. Bu konsorsiyumun yönetimi ise Platform A tarafından yapıldı. Birinci ihalenin başarısız olmasının bir bakıma iyi olduğunu kaydeden Bakan Yılmaz, "Çünkü ikinci ihalenin sonucuna baktığımızda önemli bir başarının ortaya çıktığını görüyoruz. Bu işin içinde yerli bir şirketin olması da ayrıca sevindirici bir durum. Aneltech, ihtiyacımız olduğu anda yanımızda olacak ve Türkiye'ye layık bir tesisin idamesini de sağlayacak" dedi.

Komple bir proje

AIS sisteminden; Sahil Güvenlik Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü de yararlanacak.
Sistemde kullanılan AIS Klas-B cihazlarının da Türkiye'de üretildiğine dikkat çeken Yılmaz, ülke kaynaklarının bu şekilde korunduğunu söyledi. Yılmaz, ihalenin şartnamesinin hazırlanmasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı. Sahil Güvenlik Komutanlığı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Türksat'ın da katkıları bulunduğunu belirtti.

AIS'in sağlayacağı faydalar

AIS'in verimli ve tam performansla kullanımı sayesinde;

  • Türkiye kıyılarının daha güvenli ve seyir açısından daha emniyetli olması, 
  • Deniz kazalarının önlenebilmesi ve deniz kazalarına acil müdahaleye katkıda bulunulabilmesi, • Arama ve kurtarma faaliyetlerinde daha etkin olunabilmesi, • Kaçakçılık ve yasa dışı göçün önlenebilmesi, • Balıkçılık faaliyetlerinin kontrol altına alınabilmesi,
  • ÖTV'si indirilmiş yakıtın usulsüz kullanımının önlenebilmesi mümkün olabilecek.

Otomatik Tanımlama Sistemi hakkında bilgi veren Yılmaz, AIS'in deniz emniyeti ve seyir güvenliği açısından ülkelerin kıyılarında seyreden gemilerin izlenmesini temin eden bir sistem olduğunu söyledi. Bu sistem kapsamında gemilerin, statik, dinamik ve seyir bilgilerinin otomatik olarak alınacağını ve gemilerin ana merkezden takibinin mümkün hale geleceğini anlatan Yılmaz, Can Emniyeti Uluslararası Sözleşmesi (SOLAS) gereği gemilerin AIS cihazı taşımak zorunda olduğunu hatırlattı.

Deniz güvenliği de sağlanıyor

Sistem için Türkiye'de 25 baz istasyonu kuruldu. Kurulan sistemle, hem AIS cihazı ile donatılmış gemilere ait bilgiler paylaşılabilecek, hem de deniz güvenliğinin artırılması, arama kurtarma faaliyetleri etkin destek, kaçakçılık ve yasa dışı göçün de önlenmesine katkı sağlanıp, balıkçılık faaliyetlerinin kontrol altına alınması da temin edilmiş olacak. Sistem; sadece bir gemiye ait bilgilere değil, aynı zamanda tankerleri, Türk gemilerini, harp gemilerini ve sivil gemileri gösterme gibi çeşitli üstün özelliklere de sahip.
Hizmete giren sistem sayesinde Denizcilik Müsteşarlığı'ndaki Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi'nde (AAKKM) 24 saat çalışan operatörlerin izlediği ve değerlendirdiği bilgiler, herhangi bir kriz durumunda yönetilmek üzere başka kriz merkezlerine de aktarılabilecek.
Hangi deniz taşıtları AIS cihazı takacak?

1 Ocak 2008 tarihinden itibaren

  • SOLAS kapsamına giren, uluslararası sefer yapmayan 500 GT veya üzeri tüm yük gemileri
  • İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi'nde düzenli sefer yapan 12 ve üzeri yolcu taşıyan tüm yolcu gemileri, (SOLAS kapsamına giren ve uluslararası sefer yapmayan tüm yolcu gemileri dahil), askeri gemiler hariç arama kurtarma faaliyeti yürüten gemiler, ticari yatlar, kılavuz, römorkör, acenta ve gemilere hizmet veren tüm ticari gemiler, tehlikeli yük taşıyan gemiler.

1 Temmuz 2008 tarihinden itibaren

  • Özel tekneler ve ardışık liman seferi yapan balıkçı gemileri hariç, boyu ve cinsine bakılmaksızın liman sefer bölgesini aşarak sefer yapan tüm gemiler,
  • Askeri gemiler hariç arama kurtarma faaliyeti yürüten gemiler,
  • Kılavuz, römorkör, acenta ve gemilere hizmet veren tüm ticari gemiler,
  • Tehlikeli yük taşıyan tüm gemiler.

1 Ocak 2009 tarihinden itibaren

  • Liman seferi ve/veya ardışık liman seferi yapan tam boyu 15 metre ve üzeri tüm balıkçı gemileri,
  • Liman seferi yapan tam boyu 10 metre ve üzeri ticari yatlar,
  • Tam boyu 10 metre ve üzeri olan ve yat işletme belgesi alarak faaliyette bulunan yabancı bayraklı yatlar.

1 Temmuz 2009 tarihinden itibaren

  • Köyceğiz Gölü, Dalyan kanalında çalışan gemiler ile denizde çalışan açık güverteli sandal tipi yolcu motorları hariç olmak üzere, liman seferi yapan ve 12'den fazla yolcu taşıyan tüm yolcu gemileri.

Kaynak: Levent Uyanıker/BTHaber

YORUM EKLE
banner112
SIRADAKİ HABER

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176

banner190