Çokdeğer: 'İşim de eşim de deniz'

'İşim de eşim de deniz' diyen Çokdeğer, ilk ve tek eşi deniz olduğu için Medeni Yasa’nın kendisine ikinci bir eşle evlenmesine izin vermediğini söyledi

Çokdeğer: 'İşim de eşim de deniz'

Bugüne kadar İzmir Deniz Ticaret Odası'nda Yönetim BUKET_OZDEN_CICEK.jpgKurulu Başkan Vekili olarak tek kadın olma özelliğini elinde tutan Maersk İzmir Bölge Müdürü olan Leziz Özden Çokdeğer, geçtiğimiz günlerde Oda seçimlerinde bir ilki daha başararak 55 üyenin oybirliğiyle Meclis Başkanlığı'na seçildi.

Leziz Özden Çokdeğer, uzun yıllar tütün sektörüne hizmet ettikten sonra denizcilik sektörüne giren bir yönetici. Deneyimlerini sadece denizcilik sektöründeki Maersk'ün İzmir Bölge Müdürü olarak değil İzmir Deniz Ticaret Odası'nda da devam ettiren Çokdeğer, bilgiyi herkes ile paylaşmayı yaşama felsefesi olarak benimsiyor. Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Meclis Başkanı Özden Çokdeğer, başarısının sırrını kendine güvenine, doğru ve dürüstçe yaptığı işinde ekiplerle koordineli çalışmasına bağlıyor.

Çokdeğer’le iş yaşamında 20 yılı geride bıraktıktan sonra atıldığı denizcilik sektöründe de yönetici konumuna gelme başarısını konuştuk:

BY- Yıllarca tütün sektöründe çalıştıktan sonra denizcilik sektörüne geçiş  yaptınız. Neden, denizcilik sektörü?

Ö.Ç-  İş hayatıma, 1979 yılında Ankara’da başladım. 1998 yılında Envanter Müdürü olarak görev yaparken Brezilya’dan tütün getirmemiz gerekti. O dönemde fiyat araştırması yaptık ve bize en uygun fiyatı Maersk verdi. Benim Maersk ve Merit Gemicilik ile ilişkim böyle başladı.1999 yılının Şubat ayından itibaren denizcilik sektörüne adım attım.

deniz_ticaret_ozden_TEK.jpgÖncelikle ben İzmir çocuğuyum tabii bu nedenle de denize hep aşinayım hep çok severim. Denizcilik ise, benim için fiilen 10 senedir içinde olduğum, hala da öğrenme sürecimin devam ettiği bir sektör. Ancak bu öyle bir şey ki bir kere damarlarınıza işledi mi kopmanız mümkün değil. Denizi sevmek, işinizi sevmekle ilgili.

BY- İzmir Deniz Ticaret Odası'nın yönetimine girmeye nasıl karar verdiniz?

Ö.Ç.- Bilgiyi paylaşmak ve daha iyi hizmet üretmek ana amaç. Aynı gemideyiz.  Bu kadar geçmişteki tecrübeleri geliştirerek, denizciliğe faydalı olmak lazım. Gençlere bilgiyi bulmaları konusunda destek olmak  gerekiyor. Gençlerin araştırmacı olmasını istiyoruz. İnsanlar her saniye size ulaşabilmeli. Benim iş hayatımda öğrendiklerimin tamamı merak ve cesaret sayesinde oldu. Gerektiğinde üst düzeye dahi sormayı bileceksiniz. Benimle birlikte çalışan arkadaşlarıma da bunu öğretiyorum. Müşteriyi anlayabilmek çok önemli. Onu doğru anladığınız zaman doğru yönlendirebilirsiniz. İnsanların isteğini bilginiz ile birleştirirseniz yol alırsınız.

B.Y - Peki bu anlamda Türkiye’deki denizciliğe bakış açınız nasıl? Sektörü kadın gözüyle nasıl görüyorsunuz?

Ö.Ç - Bence Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili ve kilometrelerce sahil şeridine sahip bir ülke olarak potansiyelini hiç kullanamıyor. Birçok denizci arkadaşımın da dediği gibi Avrupa’da küçücük koylar, görkemli marinalarla, uluslar arası gemilerle gerek yük gerekse yolcularla dolup taşarken, Türkiye’de böyle bir gelişimin olmaması beni gerçekten çok üzüyor. Kullanılamayan müthiş bir potansiyelimiz var.

B.Y-  Sizin denizciliğin bu sorunları ya da farklı fikirler üretmek adına projeleriniz var mı, yaptığınız çalışmalar var mı?

Ö.Ç-  Biz ağaç yaşken eğilir felsefesiyle mümkün olduğunca genç nesile yöneliyoruz. Çünkü gelecekte denizlerimizi koruyacak, temizliğinden tutun da gelişimini sağlayacak projelere kadar her şeyi gençler yapacak. Bu nedenle Alipot adıyla çocuklara yönelik bir tiyatro oyunu çalışmamız var. Odamıza bağlı genç arkadaşlarımız, çocuklara denizi, deniz canlılarını ve deniz temizliğini anlatıyorlar. Hem tiyatro şeklinde bilgiler veriyoruz hem de hep birlikte kıyı temizliği yaptırarak, çocuklara denizi sevdirmeyi amaçlıyoruz. Çünkü inanırmısınız İzmir’de yaşayıp da deniz görmemiş, koklamamış, denizle kucaklaşmamış çocuklar var.

B.Y- Güncel sorunlara baktığınızda sizce İzmir’li denizcilerin en göze batan sorunu nedir?

Ö.Ç - Tabii denizcilerin birçok sorunu var. Maalesef hala yapılması gereken işler çok. Ancak İzmir için baktığımda kesinlikle İzmir Limanının kesinleşmeyen durumu en büyük sorun. Bir kadın gözüyle de baktığımda durumun belirsizliği, insanların işleriyle ilgili endişeleri ve çözümsüzlük beni çok üzüyor. Yargı, sürecine ve verilecek karara saygımız sonsuz tabii. Bu yüzden ben verilecek en kötü kararın bile kararsızlıktan iyi olduğunu düşünüyorum.

KADINLAR KENDİNE GÜVENMELİOZDEN_KUTU.jpg

B.Y-  Ege İş Kadınları Derneği’nden (EGİKAD) başarı sertifikası almışsınız. İş yaşamınızdaki başarınızı neye bağlıyorsunuz?

Ö.Ç-  Bence bizim sektörümüzdeki gibi kadınların azınlıkta olduğu sektörlerde, rekabetin yoğun olduğu diğer sektörlerde de kadınlar ve yeni yetişen genç arkadaşlar için başarı önce kendine güvende yatıyor. Sonra ister kadın, ister erkek olsun doğru, dürüst ve ilkeli çalışırsanız, bilgi paylaşımına ve ekiplerle uyuma açık olursanız, engel tanımazsınız.

B.Y-  İşinizde zorluklarla karşılaştınız mı, nasıl mücadele ettiniz? Özellikle denizcilik gibi erkeklerin egemen olduğu bir sektörde 54 erkeğin arasında bir kadın olmanın nasıl bir etkisi var?

Ö.Ç-  Ben senelerdir erkeklerle çalışıyorum. Onlar bana, ben de onlara alıştım. Sorun yaşamıyoruz birlikte. Ben öğrenmeye ve bilgi paylaşımına açık bir insanım, bilmediğim ya da anlaşamadığımız bir konuda daima uzman kişilere danışırız. Tüm ekip arkadaşlarımla birlikte bilgi alacağımız kişiyi arar, telekonferans şeklinde hepimiz aynı bilgiye, aynı anda ulaşırız. Dolayısıyla uzlaşı sağlarız. Ama kesin bildiğim konularda da karşı tarafı ikna eder, fikrimi kabul ettiririm. Tabii karşımdaki arkadaşımı da dinlerim, eğer onun fikri doğru ise ben de hemen kabul ederim. Sonuç olarak empati kurduğunuz zaman ve karşınızdaki ile uzlaşıyı hedef alarak işi çözmeye odaklandığınız zaman, karşınızdaki kadın, erkek fark etmez, mutlaka olumlu olacaktır diye inanıyorum.

B.Y-  Uluslar arası Denizcilik Örgütü’nden Genç Lider ödülü alan başarılı denizci kadınlardan  Şadan Kaptanoğlu, bir konuşmasında “denizcilikte kadın uğursuzluktur” diye bir batıl inancın olduğunu ama bunun kırıldığını söylüyor. Siz ne diyorsunuz bu inanca?

Ö.Ç - Saçma buluyorum tabii. Bu inanış belki çok eskidendi, ama Şadan Hanım gibi, benim gibi başarılı denizci kadınların batıl inançları yıktığını görüyorsunuz.

B.Y-  Denizcilik sektöründe kadınların yeri nedir? Bu sektörde ofis dışında gemilerde v.s bir fiil çalışan kadınlar var mı?

Ö.Ç-  Tabii var. Erkekler çoğunluktadır ancak uluslar arası arenada baktığınızda birçok kadını görebilirsiniz. Kadın kaptanlar, gemi çalışanları v.s birçok kadın bu mesleğe gönül vermiş durumdadır. Giderek ülkemizde de genç kızların bu meslekte olduğunu görebilirsiniz.

B.Y-  Son olarak denizcilik sektörüne gönül veren başarılı bir kadınca, gençlere ve bu mesleği yapmak isteyenlere önerileriniz nelerdir?

Ö.Ç-  Kızlarımız, erkeklerle  beraber, denizcilik sektörüne el atsınlar. Eğitim alabilecekleri bir çok imkan mevcut iken, bunları değerlendirip eğitimlerini de alarak, kendilerini yetiştirerek, çok güzel bir gelecek vaat eden bu mesleğe atılabilirler diye düşünüyorum

YORUM EKLE
banner112
SIRADAKİ HABER

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176