Barroso: "Türkiye, Boğazların Muhafızı"

AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, TBMM Genel Kuruluna hitaben yaptığı konuşmada, Türk Boğazları'nın önemini vurgulayan De Gaulle'ün sözlerine atıfta bulundu.

banner217

Barroso: "Türkiye, Boğazların Muhafızı"

AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, TBMM Genel Kuruluna hitaben yaptığı konuşmada, Türk Boğazları'nın önemini vurgulayan De Gaulle'ün sözlerine atıfta bulundu.

11 Nisan 2008 Cuma 02:30
1649 Okunma
Barroso:

Barroso'dan Türk Boğazları Vurgusu

AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, TBMM Genel Kuruluna hitaben yaptığı konuşmada, Türk Boğazları'nın önemini vurgulayan De Gaulle'ün sözlerine atıfta bulundu.

Barroso, şöyle dedi:

"Türkiye, Boğazların Muhafızı"

Kırk sene önce Türkiye'yi ziyareti sırasında Fransız Cumhurbaşkanı General Degol şöyle demişti: "İşte burası Türkiye. Boğazların hâkimi ve pek çok kapının muhafızı. Ki bu kapılardan, dünyanın bu bölgesinden barış geçer ve aynı zamanda bukapılardan savaş da geçebilir ve bütün bunların neticesinde de bu kapıların muhafızı, ellerinde çok büyük ve olumlu neticelere yol açacak fırsatları tutmaktadır ama aynı zamanda dünyadaki en kötü ihtimallere de maruz kalan bir yerdir." İşte General Degol, Türkiye'nin, o dönemde, ne kadar önemli bir konumda olduğunu ve Avrupa için değerini anlamıştı. Yani, Boğazların muhafızı ve kendi geleceğinin de muhafızı olarak, Türkiye, Avrupa'yı geleceği olarak seçmiştir.

"Kanuni, Avrupalı Sayılıyordu"

Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkilerin tarihi, esasında, hem çok eskiye hem de çok uzun süreli, daimî bir birbirine bağlılık ilişkisine dayanmaktadır. Bu stratejik ilişkiler, ticaret ve kültürel, karşılıklı ilişkileri içermektedir. Osmanlı İmparatorluğu Avrupa'daki politikalarda çok önemli bir rol oynamıştır.

Hiç şüphe yoktur ki, bu kıta içerisinde imparatorluğun rolü kendini sanat dünyasında bile göstermiştir. Mesela, 1563 yılındaki meşhur Venedikli ressam Paolo Veronese "Cana'nın Düğün Festivali" resminde, o dönemin Avrupalı liderlerini masanın etrafında resmederken Kanuni Sultan Süleyman, çok doğal bir şekilde İmparator V. Charles'la beraber ve Fransa'daki Birinci François'yla beraber diğer konukların arasında oturmaktadır.

"Türkiye, tam merkezde bir oyuncu"

Türkiye, Kafkaslar, Orta Doğu ve Orta Asya'daki bağlantılarıyla çok derin bir bilgi kaynağına da sahiptir ve bunları bize sunmaktadır ve Türkiye'nin bu bağlantıları, bir kere daha, Türkiye'nin Avrupa için ne kadar kilit bir rolde olduğunu göstermektedir ve soğuk savaşın sona ermesi, ilişkilerimizin önemli unsurlarında bir değişikliğe yol açmamıştır. Tam tersine, Demirperde'nin düşmesiyle beraber, çok daha yeni ve daha karmaşık problemlerin ortaya çıkmasıyla sizin ülkeniz, şu anda, tam merkezde yer alan bir oyuncu konumuna gelmiştir.

"Limanları Rumlara açın"

Barroso, Kıbrıs ile ilgili olarak ise "Kıbrıs konusunda tarihi bir fırsat yakalandı. Bu konuda gerekli adımların atılacağını biliyorum. Ama bu süreçte Türkiye Rumlara limanlarını açmalı" dedi.

Barroso'nun bu konudaki sözleri şöyle:

"Şimdi Kıbrıs konusuna gelecek olursak: Görüyoruz ki Kıbrıs'ta tarihî bir fırsat yakalanmıştır ve tarihî bir siyasi yükümlülükle karşı karşıyayız. Berlin sonrasında Lefkoşa'daki duvar, Avrupa'yı bölen son duvardır. Kıbrıs'taki meselenin çözülmesi, Türkiye'nin katılımına da elle tutulur katkılar sağlayacaktır ve Avrupa toprakları üzerinde kırk yıldır devam eden bu çatışmanın Ada'nın bütünleşmesiyle beraber doğuracağı sonuçlar, ortak menfaatimize hizmet edecektir. Böyle bir bölünmüşlük, Avrupa Birliği açısından kabul edilebilir değildir. Bu fırsatta ortaya çıkan yeni fırsatların Kıbrıs'ta iyi neticeler vereceğine inanıyorum ve Türkiye'nin de bu anlamda, tam olarak konuya kendini adamış bir şekilde çözüm çabalarını destekleyip kapsamlı bir çözüme ulaşma konusunda Birleşmiş Milletlerin şemsiyesi altındaki çözümlere destek vereceğine dair inancım tamdır. Lokmacı Kapısı'nın açılması, bu anlamda, Lefkoşa'da çok olumlu bir adımdır. İnanıyorum ki Türkiye, bütün ağırlığını koyarak, bütün vatandaşların haklarına saygı gösterilen bir çözüme ulaşılmasını sağlayacaktır ve bu yıl içerisinde karşımıza çıkan bu fırsatı kaçırmamamız gerektiğine inanıyorum, çünkü bu fırsat bir daha karşımıza çıkmayabilir. Aynı şekilde, genel anlamda gelişmeler kaydedilmesi açısından da sizlerin de somut adımlar atmasını candan teşvik ediyorum. Bu çerçevede, Ankara Anlaşması çerçevesinde Anlaşma'dan kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getiriliyor olmasının da ilave protokolün tam anlamıyla uygulanabilmesi açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bugün, şu anda, Türkiye'nin katılım süreci önündeki dışarıdan karşınızda duran en temel engellerden bir tanesi budur ve sizin de bildiğiniz gibi, bu problem çerçevesinde açılan fasıllar kapanamamakta, yeni pek çok fasıl açılamamaktadır."

DenizHaber.Com
 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yıldırım DELİDUMAN 2008-04-11 09:15:52

"Ben ki, Akdeniz'in ve Karadeniz'in ve Rumeli'nin ve Anadolu'nun Karaman'ın ve Rum'un ve Dulkadir Vilayeti'nin ve Diyarbakır'ın ve Acem'in ve Şam'ın ve Halep'in ve Mısır'ın ve Mekke'nin ve Medine'nin ve Kudüs'ün ve bütün Arap diyarının ve Yemen'in ve daha nice memleketlerin -ki yüce atalarımızın ezici kuvvetleriyle fethettikleri ve benim dahi ateş saçan kılıcımla fetheylediğim nice diyarın sultanı ve padişahı Sultan Bayezıd oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Han'ım.

Sen ki, Françe vilayetinin kralı Françesko'sun.



Hatırlanacağı gibi 16. yüzyılda Fransa Kralı Birinci François, Alman İmparatoru Şarlken'e esir düşmüştü. François çareyi Osmanlı Hükümdarı Muhteşem Süleyman'dan yardım istemekte bulmuştu. İşte 1 Nisan'ın gerçek yüzü Kanuni Sultan Süleyman’ın bu yardım isteğine verdiği tarihi cevabında bulunmaktadır.

Muhteşem Süleyman’ın cevabının tam metni şöyle:

"Ben ki, Akdeniz'in ve Karadeniz'in ve Rumeli'nin ve Anadolu'nun Karaman'ın ve Rum'un ve Dulkadır Vilayeti'nin ve Diyarbakır'ın ve Acem'in ve Şam'ın ve Halep'in ve Mısır'ın ve Mekke'nin ve Medine'nin ve Kudüs'ün ve bütün Arap diyarının ve Yemen'in ve daha nice memleketlerin -ki yüce atalarımızın ezici kuvvetleriyle fethettikleri ve benim dahi ateş saçan kılıcımla fetheylediğim nice diyarın sultanı ve padişahı Sultan Bayezıd oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Han'ım.

Sen ki, Françe vilayetinin kralı Françesko'sun.

Sultanların sığınma yeri olan kapıma, sadık adamın Frankipan ile mektup gönderip ve bazı ağız haberi dahi ısmarlayıp; memleketinizin düşman istilasına uğradığını,hapse atıldığınızı bildirip; kurtarılmanız hususunda bu tarafta yardım ve medet istemişsiniz. Her ne ki demiş iseniz, yüksek katıma arz olunup teferruatıyla öğrendim.

Padişahların bozguna uğraması ve hapsedilmesi şaşılacak şey değildir. Gönlünüzü hoş tutup hatırınızı incitmeyiniz. Ulu ecdadımız daima düşmanı kovmak ve memleketler fethetmek için seferden geri kalmamıştır. Biz dahi onların yolundan yürüyüp, her zaman memleketler ve sağlam kaleler fetheyleyip; gece-gündüz atımız eğerlenmiş ve kılıcımız kuşanılmıştır.

Sen ki Frençe eyaletinin kralı Françesko! Ne eğerlenecek atın ne kuşanılacak kılıcın kalmadığına binayen Abrul (Nisan) ayının ilk günü irice bir sazan baluğunun kuyruğundan tutasın, tek lahsada gövdene indiresün ki bundan başka diyeceğim yoktur. Afiyet olsun, Allah hayırlar versin ve iradesi ne ise o olsun. Bunun dışındaki durum ve haberleri adamınızdan sorup öğrenirsiniz, vesselam!" Kanuni Sultan SÜLEYMAN

1 Nisan'ın gerçek yüzü Kanuni'nin mektubunda gizli

Hem batı hem doğu kültürlerinde 1 Nisan gününün nereden kaynaklandığına dair çeşitli görüşler var. Fransızlar bu konuya da sahip çıkmış durumda. Fransa’daki yaygın görüşe göre 1 Nisan’ın kökeni (Poisson d’Avril) şöyledir:

1582 tarihinde III. Henri, Jülien takviminden Gregorian takvimine geçilmesini buyurduğunda yeni yılın başlangıç günü 25 Mart’tan 1 Ocak’a alınmış oldu. Buna rağmen kimi Fransızlar dalgınlıkla 25 Mart ile 1 Nisan tarihleri arasında yeni yılı kutlamaya devam etmişler. Bu şaşkın Fransızlara da Nisan Balığı (Poisson d’Avril) denmiş.



Bilinmeyen mektup

Bazı ezeli muhalif Fransızlara göre ise tarihi gerçek yüz kızartıcı bulunduğundan çarpıtılmaktadır. Doğruyu söylemekten kaçınmayan Fransızlara göre Poisson d’Avril’in kaynağı bir Osmanlı belgesinde bulunmaktadır. Hatırlanacağı gibi 16. yüzyılda Fransa Kralı Birinci François, Alman İmparatoru Şarlken'e esir düşmüştü. François çareyi Osmanlı Hükümdarı Muhteşem Süleyman'dan yardım istemekte bulmuştu. İşte 1 Nisan'ın gerçek yüzü Kanuni Sultan Süleyman’ın bu yardım isteğine verdiği tarihi cevabında bulunmaktadır. 31.03.2007 | Referans |

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176