Krediler Kesilirse Tuzla tarumar Olur

Tersanelerde inşa edilen gemilerin köprü kredilerinin tamamını kontrolünde bulunduran Türk bankalarının paniğe kapılıp kredileri durdurması halinde Tuzla’nın tarumar olacağı...

Krediler Kesilirse Tuzla tarumar Olur

Krediler kesilirse Tuzla tarumar olur

Gemi finans uzmanı İlhan Yirmibeşoğlu, tersanelerde inşa edilen gemilerin köprü kredilerinin tamamını kontrolünde bulunduran Türk bankalarının paniğe kapılıp kredileri durdurması halinde Tuzla’nın tarumar olacağını vurguladı.

06 Kasım 2008  Finansman krizi, navlunların dibe vurması ve gemi fiyatlarının düşmesi, yerli tersanelerde açığa gemi yapan tersane ve armatörleri büyük sıkıntıya sokacak.

Yaklaşık 5 yıl altın çağını yaşayan denizcilik sektörü, beklemediği şiddette bir krizle karşı karşıya kaldı. Navlun piyasalarında son iki aydır çok hızlı düşüş olması piyasalarda paniğin yaşanmasına neden oldu.Finansman krizi, krediyle işlerini döndüren Türk denizcilik sektörünü de yakından etkileyecek. Medfin Genel Müdürü İlhan Yirmibeşoğlu, özellikle bu dönemde Türk bankalarına büyük görev düştüğünü söylüyor.

Yirmibeşoğlu, bankaların paniğe kapılıp kredileri durdurması ve armatörlerin üzerine gitmesi halinde bundan iki  tarafın da zarar göreceğini savunuyor.Yirmibeşoğlu, finansman krizinin Türk denizciliğine etkilerini Perşembe Rotası'na anlattı.

Yaklaşık 5 yıl altın çağını yaşayan denizcilik sektörü, beklemediği şiddette bir krizle karşı karşıya kaldı. Navlun piyasalarında son iki aydır çok hızlı düşüş olması piyasalarda paniğin yaşanmasına neden oldu. Dünyada yaşanan finansman krizi, krediyle işlerini döndüren Türk denizcilik sektörünü de yakından etkileyecek. Medfin Genel Müdürü İlhan Yirmibeşoğlu, bu kriz döneminde Türk bankalarının sektöre destek olması konusunda uyarıda bulundu. Bankaların paniğe kapılıp kredileri durdurması ve armatörlerin üzerine gitmesi halinde bankaların ve sektörün büyük zarar göreceğini savundu. Gemi finans uzmanı Yirmibeşoğlu ile finansman krizini ve krizin Türk denizciliğine etkisini konuştuk.

• Küresel kriz uluslararası gemi finansmanında etkisini nasıl gösteriyor? Sizce armatörleri bekleyen sıkıntılar neler?

Bundan bir sene önce hangi armatöre gitseniz, kapısında birkaç yabancı bankanın uygun faizle kredi vermek için beklediğini görürdünüz. Şuan için artık post finansman mümkün değil ve ocak sonuna kadar zor görünüyor. En iyi ihtimalle şubat başında sistemin yeniden açılacağını tahmin ediyorum. Ama oranlar düşecektir % 80’lere kadar kredi veriliyordu şuan % 60’lara düştü ve faizler arttı. Libor artı 0,80’leri uzun bir müddet görmeyeceğiz. Fiyatlar Libor artı 2 marjında uzun bir süre gidecek ve bankalar da çeşitli vergilerini arttırdı. Uluslararası piyasalarda denizciliğe kredi veren banka sayısı azaldı. Bu kriz geçse dahi bu kadar oyuncunun olacağını sanmıyorum bankalar arasında da bir konsolidasyon olacak. Bu işler daha uzman birimler altında toplanacak.

• Dibe vuran navlunların bu seviyelerde devam etmesi haline armatörler kredilerini ödemekte zorlanabilir mi?

Bir dayak yeme dönemi var önümüzde, kredilerin daha geri ödeme dönemi gelmedi. Batan ve gemisini bağlayan armatör daha yok ama gemiler bağlanıp faizler ve ana paralar ödenmez hale geldiğinde, bankalar armatörlerin daha çok üzerlerine gitmeye başlayacaklar. Ve armatörlerin üzerine en çok gidecek olan bankalar da denizciliği bilmeyenler olacak. Armatörler gibi bankalar da birbirini kopya ediyordu. Gemileri tanımayan birçok bankacı gemi kredisi verdi. İlk paniğe kapılacak olan bankalar bunlar olacak. Denizcilik sektöründe uzman olan ve daha önce birçok kriz yaşayan bankalarla bu bankaların davranışları aynı olmayacak tabiki.
,
Nasıl ki gemiciliğe giren tekstilciler ilk panik anında bu gemileri elden çıkarmaya başlayacaklarsa, bu bankalarda bu gemilerden kurtulmaya çalışacaklar ve filo satışları başlayacak. 1 milyar dolar denizcilik kredisi vermiş bir banka, ellerindeki kredi portföyünü diğer bankalara satacak.

Sektöre yeni girenlerin satışları eskileri de zorlayacak...

Denizciliğin büyük bir kısmı psikolojik büyük bir kısmı da nakit yönetimidir. Denizcilik artık sermaye yoğun bir iş. Eskiden 5 milyon dolara gemi alırdınız bunun 1 milyon dolarını kendiniz koyar gerisini bankadan alırdınız. Artık bir gemiye koyduğunuz yakıtın fiyatı 1,5 milyon dolar hale geldi. Çok kısa sürede çok hızlı büyüyen firmalar oldu. Böyle olunca herkes büyüyor yeni gemiler alıyor ben neden yapamıyorum diye bir psikoloji oluştu insanlarda. Bir firma iki gemide kaldı diğeri 40 tane yeni gemi yaptırdı. Firmalar arasında inanılmaz fark oluştu. 99 senesinde 17 milyon dolara alınan yeni inşa supramax gemiler, 80 milyon dolarlara kadar çıktı. Birileri piyasa yükselirken çok yükseldi bekleyelim dedi diğerleri piyasanın daha da yükseleceğini ön görerek risk alıp yatırımlarını hızlandırdı ve kazandı. Birkaç firma çok ciddi araştırmalar yapıyor ancak diğer firmalar da büyük ölçekli bu firmaları kopya ediyorlar. Aşırı hırsa kapılıp, en pik piyasada, çok yüksek fiyatlara gemiler aldılar. Eskiden sektör dışında haftada birkaç firma gelip gemi almak istediklerini söylüyordu. Biz bunların hiç birine girmedik ama sonradan duyduk ki bunlar gemilerini almışlar. İnşaat, tekstil, turizm ve finansman sektöründe denize giren çok şirket var ve bu krizden en çok onlar etkilenecektir ve onların yapacakları panik satışlar, bekleme gücü olan ve işi bilen armatörlerin işlerini daha da zorlaştıracaktır.  

Başarı doğru zamanda doğru yerde olmakla alakalı...

İki ay içerisinde neredeyse dünyanın altı üstüne geldi. Sepete aşırı yük bindi ve sepetin dibi çıktı. Mevcut oyuncuların yanı sıra sektör dışında büyük girişler oldu. İki ay önce karda olanlar şuan zorda olabilirler. Zamanla bunu göreceğiz. Denizcilikte kimsenin her şeyi tam olarak bilebilmesi pek mümkün değil. Aynı şey dünya ekonomisi içinde geçerli. Dünyanın en büyük yatırım bankalarını görüyoruz binlerce uzman dünyadaki gelişimleri takip ediyorlar ama hepsi yanıldı. Doğal olarak küçük armatörlük firmalarının da bunu tahmin etmesi çok zor. Çok başarılı olanlar açık söylemek gerekirse çok şanslı olanlardır. Doğru zamanda doğru yerde olmakla alakalı. Kulaktan dolma, gazetede yazılan bilgilerle ve kopya edilerek hareket ediliyor. Ciddi araştırma yapan veya danışmanlık alan çok fazla kimse yok. Ancak çok ciddi araştırma yapmak da bazen bir işe yaramıyor. Denizcilikle yatıp denizcilikle kalkan, çok iyi bağlantıları olan büyük armatörlerin geçmişte battığını gördük. Onun için denizcilikte çok ciddi para kazananların doğru zamanda doğru yerde olmalarından dolayı şanslı olduklarını düşünüyorum.

• Kriz sermaye gücü olan firmalar için bir fırsat mı ayrıca?

Piyasa değerleri dibe vurup bir noktaya gelip dengeleyecek kendini, ancak panik satışları tetikliyor düşüşü. Dayanma gücü fazla olmayanlar, üzerinde köprü kredisi veren bankaların baskısı olanlar, piyasa borcu yüksek olanlar dayanamayacaklar.

Türkiye’deki tersanelerin işletme sermayeleri ve öz kaynaklarının çok yetersiz olduğunu herkes biliyor. İşlerin büyük kısmı krediyle dönüyor, kredi ortadan kalktığı zaman öz kaynakla bunun 40’da biri oranında iş yaparsınız. Çok uzun sürerse bu kriz birçok tersanenin büyük paralar kaybedeceğini, bir kısmının satılacağını, bir kısmının kapanacağını ve el değiştireceğini düşünüyorum ama inşallah olmaz. Bu da öz kaynağı çok güçlü olan armatörler için bir fırsat doğuracak. Navlun ve gemi fiyatlarındaki köpük gitti. Navlunlardaki köpük % 80 oranında ve gemi fiyatlarındaki köpük % 40’lar seviyesinde gitti ve daha da gidecek. Geçen aya kadar 150 milyon doları bulan gemileri, kriz bir süre daha devam ederse 50-60 milyon dolara alabilecekler.

• Türk bankalarının tersanelerde köprü finansmanında etkili olduğunu görüyoruz. Bu kriz onları nasıl etkileyecek?

Yerli bankalar köprü finansman konusunda uzmanlar şuan. Yurtdışı bankalar ülke riskini almak istemedikleri için köprü finansmanının tamamını Türk bankaları kontrol ediyor. Çok sayıda projeye girdiler ama vermiş oldukları kredilerin oranları çok yüksek değil. Yüzde 50-60’lar civarında ve burada Türk bankalarını zorlayacak çok sorun olacağını sanmıyorum ancak açığa yapılan gemilerin satılabilmesi şuan çok zor. Yurtdışı bankalarından finanse edilebilmeleri de çok zor ve işletilmeleri de çok zor.

İşte burada bir sorun başlayacak. Buradaki zorluğu yani 6 ay veya 1 sene sürecek olan sıkıntıyı çözebilmek için Türk bankalarının sektörü desteklemesi lazım. Sektör şuanda bankalar ne faiz istiyorsa veriyor. Eskiden bir anda faizlerin %12’lere çıktığını gördük bu fırsatçılık olur. Bu gemiler eninde sonunda satılacak. Türkiye’de inşa edilen tankerlere dünyada gerçekten ihtiyaç var ve şuan satılamama nedeni tankerlerin ekonomik olmaktan çıkmasından kaynaklanıyor. Fiyatlar makul seviyelere inecek ve bu tankerler teker teker satılacak ve herkes parasını geri alacak. Bu arada Türk bankalarının yapacağı en büyük hata kredileri durdurmak ve bu gemilerin bitmesine mani olmak olur. Bu kadar kısa görüşlü olur ve panik içinde hareket edip bu işi durdururlarsa kendilerine çok büyük zarar verirler. Bitmiş olan gemilerde de köprü kredilerini bir yıl daha uzatmaları lazım. Birkaç ay içinde teslim olacak köprü kredisinin vadesi gelmiş olan gemiler var. Bunların köprü kredilerinin post finansmana çevrilip bir yıl daha uzatılmalı. Yoksa Tuzla tarumar olur ve bankalar hayatlarının en büyük hatasını yaparlar, denizcilik sektörü de bunu asla unutmaz. Bunun intikamını da çok kötü şekilde alırlar. Bu kriz döneminde gemilerin üzerine gidip de armatörlerin batmasına neden olan bankaları denizcilik sektörü asla unutmaz.

Teslim tarihinde satılamayan veya post finansman bulamayan bir armatörün gemisine el koyarsa veya paniğe kapılıp kredileri durdurursa kendi ayaklarına kurşun sıkmış olurlar.

• Son 4 sene altın çağını yaşayan bir sektörde Türk denizcileri yeterli sermaye yaratamamışlar mıdır?

Denizciler kazanmış oldukları paraları kendi sermaye yapılarını kuvvetlendirmeden, risk analizlerini çok iyi yapmadan ve kendilerini fonlamadan, ellerindeki gelirleri başka endüstrilere veya gayri menkullere yatırıyorlar. Ama bir kriz geldiği zaman hem gemi fiyatları hem navlunlar düşüyor ve yatırım yapılan diğer endüstrileri de vuruyor. Riskleri dağıtayım derken parayı dağıtmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz aslında. Halbuki armatörlerin elde ettikleri gelirleri mümkün olduğunca likit varlıklara yatırmaları lazım. Piyasalar düştü gemiler ucuzlayacak, Beylikdüzü’ndeki arsamı veya gayrimenkulu satayım da gemileri ucuza kapatayım diyemiyorsunuz. Denizcilik artık nakit olayı. Yunanlı armatörler denizcilik dışında çok farklı endüstrilere yatırım yapmıyor likitide kalıyor veya çabuk paraya çevirebilecek enstrümanlara yatırım yapıyor. Onlar da otel ve turizm gibi alanlara yatırım yapıyor ama üzerlerinde oturdukları nakit bizimkilerle kıyaslanamaz.

Son yıllarda daha çok armatörler tersanelere, tersaneler gemiye yatırım yapmaya başladı...

Bence o da çok yanlış bir şey. Armatörlerin tersaneci veya tersanelerin armatör olmasına karşıyım. Tersanecilik, bir kere denizcilik değil, armatörlük hiç değil. Tersaneci ortaya bir ürün çıkaran bir sanayicidir, armatörlükle veya denizcilikle ilgisi yok. Bütün konseptler birbirinin içine girdi. Bütün tersaneciler armatör olmaya bütün armatörler de tersaneci olmaya çalışıyor yada olmaya çalışıyordu kısa bir süre öncesine kadar. Tuzla’da birçok gemi var spekülasyona yapmış. Ben bunu yaparım satarım satamasam da işletirim diye yapıldı. Şimdi sat, satamıyorsun alıcı yok, işletemiyorsun armatör değilsin. İşletilmesi için birine vermekle de iş çözülmüyor, işinizi takip edebilmeniz için gemi işletmesini bilmeniz lazım. Kontrata gemi yaptıklarında zarar ediyorlardı. Ben gemimi yaparım vitrine koyarım beğenen gelir alır, gemi oraya para buraya dediler. Ancak bunu yapabilmeniz için belirli bir finansman ve dayanma gücünüzün olması lazım. Tuzla’da beş gemi kapasitesi olan firmalar 10-15 gemiye girmiş. Bir gemi yaptırma gücü olanlar 5 gemiye girmiş. En ufak bir krizde kredinin kapanmasında sistem tamamen çöküyor. Dolayısıyla bu durumda Türkiye’de çok sayıda firma olduğunu görüyorum.

• Denizcilik şirketlerinde şirket yapısında tek adam olması bir avantaj mı yoksa dezavantaj mı?

Belirli bir hacme büyüklüğe ulaştığınız zaman her şeyi yapabilirsiniz ancak belirli bir hacme ulaşamıyorsanız aile şirketi olarak kalıyorsunuz. Denizciliğin sıkıntısı da o, kurumsallaşmış bir sektör değil. Çok hızlı karar alma mekanizması gerektiren bir iş olması nedeniyle kurumsallaşmayı önlüyor. İşin sahibinin işin başında olmasını gerektiriyor. Ama rakamsal olarak belli bir yere geldiğiniz zaman da, bu paranın yönetimi, planlaması ve yatırım programlarını oluşturmak da önemli hale geliyor.

Patron yada patronun oğlu yada kardeşi şirketin CFO’su (chief financial officer). Finansman profesyonel bilgi ve tecrübe gerektiren bir şey. Biz belirli bir hacme sahip müşterilerimize, şirketlerine CFO almalarını öneriyoruz. Banka size 15 yılın programını soruyor. Artık Oditi, konsolite bilançosu olmayan, uluslararası standartlarda mali tablolarını düzenlemeyen şirket kalmadı. Bir taraftan geminin operasyonu, diğer taraftan personeli ve bakımıyla uğraşırken diğer tarafa konsantre olamıyorsunuz.  Uluslararası piyasalarda oyuncu olmak istiyorsanız mali açıdan ciddi disiplininiz olması lazım. Genel Denizcilik’in başarısı da buradan geliyor.

Türk armatör için bu çok zor tabi. Belirli bir hacme ulaşmanız ve kurumsallaşmanız için birkaç jenerasyonun geçmesi gerekiyor. Birkaç jenerasyon geçince ölümler ve şirkette bölünmeler başlıyor ve başa dönüyorsunuz.

Türk denizciliğine 2.5 milyar dolar fon sağladı

Merkezi Londra’da bulunan ve Atina’da ofisi bulunan Eurofin Grubuna bağlı bir şirket olan Medfin, armatörlerin uluslararası piyasalarda kendilerini daha iyi kabul ettirebilmeleri, en doğru bankayı seçebilmeleri, en kısa zamanda ve daha iyi şartlarda projelerini kredilendirmeyi sağlıyor. Şirketin portföyünde 30’un üstünde banka var ve Türkiye’de de genelde büyük firmalarla çalışıyor. Bu firmaların başında da Genel Denizcilik geliyor.

Medfin olarak 2000’den buyana Türk denizciliğine 2,5 milyar dolar üzerinde fon temin ettiklerini söyleyen İlhan Yirmibeşoğlu, zaman zaman yeni bir sektöre veya pazara girmek isteyen ve krediler sıkıntılı hale geldiğinde veya borçlar geri ödenmemeye başlandığında nasıl bir çözüm bulunabileceği konusunda bankalara da  danışmanlık hizmeti verdiklerini belirtti. Yirmibeşoğlu, 2009’da 10. yaşına girecek olan Medfin’in krizdeki durumu için şunları söyledi: “Bu kriz ortamında rakamsal olarak yaptığımız iş adedi düşecektir ancak pozisyonumuz değişmeyecektir. Şuana kadar armatörün kurmuş olduğu ilişkiler çeşitli nedenlerden dolayı kopacak. Biranda her şey değişebiliyor. Birkaç ay öncesine kadar korkunç derecede yeni gemi yapılıyordu ve gemi alınıp satılıyordu ve biz de kendimize uygun kredileri seçerek muazzam işler yaptık. Kurulduktan sonra ilk çalıştığımız ve bazı projelerde birlikte çalışmaya devam ettiğimiz ve hala çalışıyoruz.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Jale Nur Ece
Jale Nur Ece - 10 yıl Önce

Sayın Yirbibeşoğlu,

Aydınlatıcı ve iyi analiz edilmiş yazınız için tebrik ederim. Konuya iyi bir perspektif kazandırdığını düşünüyorum. Saygılarımla

murat birecik
murat birecik - 10 yıl Önce

beyefendi, niye tarumar olsun ki?



daha önce siz mi vardınız tuzla'nın hayatında da, şimdi siz olmayınca tarumar olsun? adınızı da ilk defa duyuyorum,

resminizi de ilk defa görüyorum, vallahül azim...



gemi inşaiyeciler olarak; ''çok karakışlar gördük, biz yine yenilmedik... çok ayrılıklar gördük, biz yine pes etmedik''



haydi celal baba, haydi ismet ağabey, şahlanın bre!

vurun yumruğunuzu masaya...



saygılarımla

murat birecik

hakan cerrahoglu
hakan cerrahoglu - 10 yıl Önce

ılhan bey kredılerı hep gedene verdın keyfın gıcır.

ancak soyledıklerın dogru.bankalarıda nıye tehdıt edıyorsun demekkı batacak kredın var oylemı.

boyle bır ortamda panık yapmamak lazım ama usd. 32.000.000 alınan gemıyı 1o gun once usd. 4.700.000 satılınca gelde panık yapma.

HASAN  OZTURK
HASAN OZTURK - 10 yıl Önce

Sayın armatörler, son 3 senedir kuru yükte tahmin edemiyeceğiniz

paralar kazandınız, astronomik paralar bunlar, ne oldu bu

paralara, işte fırsat 32mioluk gemi 4mio, iki ay sonra daha da

düşecek, krizi fırsata çevirmenin en güzel yolu, Yunanlılar

şimdiye böyle krizler ile dünyanın en büyük filosuna ulaştılar.



Tersaneci kardeşime,

Öyle yumruğu masaya vurmak ile olmuyor bu işler, siz de biliyorsunuz ya, söylemek istemiyorsunuz.



Hepimize bol şans



Saygılar

Hasan Öztürk

banner112
SIRADAKİ HABER

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176

banner190