Yılan kendi egrisin bilmes, tefi boynın eğri tir.

Yukarıdaki atasözü, Kaşgarlı Mahmut'un Divânü Lügâti’t-Türk adlı eserinde yer alan eski bir Türk Atasözü'dür. "Yılan kendi eğrisini bilmez, deve boynun eğri der".

Yılan kendi egrisin bilmes, tefi boynın eğri tir.

Bugünkü Türkçeyle şöyle çevirebiliriz: "Yılan kendi eğrisini bilmez, deve boynun eğri der".

Aylardır belli bir meslek gurubuna ve onların demokratik seçimle iş başına getirdikleri kişilere insanlık suçu derecesine varan yalan, belden aşağı vurma ve iftira kampanyalarını sürdüren etik ve insanlık duygularından yoksun birtakım kişilerin çamur paçavrası halinde çıkardıkları bazı sözde internet siteleri, kendileri kadar olmasa da, yazıları eleştiri düzeyinden öteye geçmese de, kendi çıkarlarını koruma ihalesi aldıkları çevreye dokunan bir site yazılar bazı yazılar yayınladı diye biraz paniğe kapılmış görünüyorlar.

Panik akli muvazenelerini de kaybettirmiş, ağızlarından çıkanları kulakları duymaz hale gelmiş.

Onlara baştan şunu söyleyelim:

Tezleriniz o kadar tutarsız ki, bizim üflememize gerek yok. Kendiliklerinden ayakta duramayıp yıkılacak kadar güçsüzler.

Bu seviyedeki kişilerin savunduğu kişiler durumuna düşmüş olan kim varsa,  bir an önce ve de acilen bu durumdan kurtulmalıdır çünkü önce kendilerine zarar vermektedirler.

xxx

DenizHaber.Com u kendinize muhatap etmeye hiç çalışmayın.

Hem nedir bu şiddetiniz, bu celallenmeniz?

Çok kısa bir süre öncesinde Deniz Ticaret Odamızın Saygıdeğer Meclis Başkanının sözlerini yayınlayan sizler değil mi idiniz; "Özgür basından yanayız" diye?

O zaman neden özgür basına -hakaret ve karalama olmadıkça ve eleştiri sınırları aşılmadıkça- sadece haberler yayınladı diye böylesine engelleme ve susturma çabası içindesiniz?

Bizim dikkatimizi çeken bir başka konu da şu:

Siz birilerinin avukatı mısınız?

Haberci misiniz, çıkar kollayıcısı mısınız, sahi nesiniz?

Haberci olsa idiniz; sadece haberle ilgilenirdiniz.

Bakınız DenizHaber.Com ve Lojiport.Com öyle yapıyor.

Haberci olsa idiniz; Körfez'de meydana gelen kazadan sonra yetkili kurumların açıklamalarını vermekle yetinir, açıklama yapan yetkili kişilere açıklamaları hoşunuza gitmedi diye saldırma yoluna gitmezdiniz.

xxx

Bölgede İdare tarafından yetkilendirilmiş bir "Yetkili Kılavuzluk Teşkilatı" var. Bu yetkili teşkilat açıklama yapıyor; kazanın olduğu mevki ile ilgili.

Bu açıklamayı yayınlamıyorsunuz.

Oysa bu teşkilat; Devletçe yetkilendirilmiş bir kuruluş. Sıradan bir kuruluş değil. Bölgenin sorumlu kuruluşu.

Yetkili kuruluşun resmi açıklamasını yayınlamıyor, ama resmi kurumların bir açıklaması olmadığı halde yüksek yerlerden duydum diye yazıp kişi ve kurumları töhmet altında bırakıyorsunuz.

Haberci olsa idiniz; yine konuyla ilgili Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği'nin demokratik seçimle iş başına gelmiş Başkanı'nın yaptığı açıklamayı yayınlamakla yetinir, ona saldırmak yoluna gitmezdiniz.

Kurumlar açıklama yapar, haberci iseniz yayınlarsınız.

Kurumun veya kişinin görüşünü beğenmiyor olabilirsiniz.

Ama siz habercisiniz taraf değilsiniz.

Eğer  bu görüşe karşı bir görüş varsa onu da  yayınlarsınız.

Ama insanlar görüşlerini açıkladılar diye hakarete varan derecede saldırıya geçmek ne demek oluyor?

xxx

Başkan ne demiş? "Kaza kılavuzluk bölgesi dışında oldu" demiş.

Bu bilgiyi nasıl edindiğini soran haberci oldu mu? hayır.

Bunun yanlış olduğunu kanıtlayan bir resmi açıklama oldu mu? Hayır.

Başkan bu bilgiyi verirken resmi kurumlardan da bilgi alıp açıklama yapmış olabilir mi? Belki de bir ön araştırma yaptı edindiği bilgilere göre açıkladı sordunuz mu? Ya sormadınız ya sordunuz yayınlamadınız çünkü yok sitelerinizde.

O zaman bu konuyla ilgili görüş açıklandı diye kim zarara uğramış olabilir?

Eğer kaza yapan gemiler Başkanın açıklamalarından zarar görmüş olsa, onlardan bir açıklama gelirdi, böyle bir şey yok.

Eğer her hangi bir kişi veya kurum bu açıklamadan rencide olmuş olsa, onlardan bir açıklama gelir ki o da yok.

Bu açıklamadan dolayı kuyruğuna basılmış gibi salya akıtarak saldırıya geçen bir tek malum siteler var.

Neden acaba?

Sormazlar mı ne oluyor size böyle diye?

Sormazlar mı hiç bir veri elinizde olmadığı halde, yetkili kuruluşlar aksini açıkladığı halde, kaza yerini İzmit Liman Sınırları içerisine almakla elinize ne geçecek?

Yani siz kendiniz bu görüşte olabilirsiniz. Anlaşılabilir bu.

Diyebiirsiniz ki, bizim edindiğimiz izlenime göre, kaza içerde olmuştur.

Olabilir. Uzmanlar bunu tartışırlar. Bunu anlarız.

Bizim anlamakta güçlük çektiğimiz husus şudur:

"Neden dışarda olduğu tesbitini yapan kişi ve kurumlara saldırmaktasınız? Diyelim ki soruşturma bitmeden herhangi bir açıklama yapılmış olmasını prensipte yanlış buluyorsunuz(aslında  böyle bir şey yok çünkü zaten taraf gibi bizzat kendiniz yayınlamışsınız içerdedir diye). O zaman neden içerde diyeni eleştirmeyip sadece dışarda diyene hakaret ediyorsunuz? İçerde demek serbest, dışarda demek ayıp yoksa hakaret ederizin açıklaması nedir? Uzman tartışması uzmanlar seviyesinde karşılıklı fikir beyanıyla ve saygı çerçevesinde yapılır. Uzmanlar görüşlerini açıklasınlar. Değişik fikirlerde olabilirler. Bu fikirlerinden dolayı onlara saldırma, rencide etme hakkını nereden kendinizde görüyorsunuz?"

xxx

DenizHaber.Com olarak bizim gözlemlediğimiz kadarıyla Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği Başkanı tek bir televizyon kanalına konuştu, ona da telefonla katıldı.

İnsanlık suçlusu yalan habercilerin iddia ettikleri gibi kanal kanal dolaşmadı. Telefonla bir tek programa katıldı.

Burada da daha önceki deniz kazalarında verdiği uzman görüşlerinin ötesinde bir şey söylemedi. Kimseyi suçlamadı. Kimseye çamur atmadı. Kimseyi töhmet altında bırakmadı.

Tıpkı Ankara Feribotu kazasında olduğu gibi. Ya da İDO Kazasında olduğu gibi.

Bunlar bizim gözlemlerimiz.

Bu konuda DenizHaber'in haberi //www.denizhaber.com/index.php?sayfa=habgst&id=8440 adresinde. Başkan Türk Boğazlarındaki kazaların önlenmesi konusunda konuşmuş. Körfezle ilgili bir cümle söylemiş; kazanın kılavuzluk bölgesi dışında olduğunu belirtmiş.

xxx

Bu sözde haberciler, hoşlarına gitmeyen haberler yapan bir sitenin haberlerine link verdik diye  denizhaber.com'a da sataşmaktalar. Bu sataşmada bir ikili çok dikkat çekiyor. Denizciliğimizde çok saygın yeri olan bir insanı "görgüsüz arap şeyhine" benzeten kişi ile bu değerli kişiyi sözde çok savunan kişi her nasılsa kanka olmuşlar ki insan tiksiniyor midesizliğin bu kadarından.

xxx

DenizHaber.Com'un verdiği linklerde yazılanları açın tekrar okuyun. Linki verilen haberlerde kimseye "görgüsüz arap şeyhi" denilmiyordu.

O haberlerde kimsenin onuruna, gururuna ve kişiliğine dokunulmuyordu.

Siz önce kendi evinizin önünü bir süpürün bakalım.

Meslek örgütlerinin açıklamalarını yayınlayın. Taraf olmayın. Hakaret etmeden haber yapmasını öğrenin bakalım.

Sizin hiç kimseye laf edecek haliniz yok.

Bakın Kaşgarlı Mahmut bin yıl öncesinden sizin halinizi tutanağa geçirmiş.

xxx

Yukarıda yazılanlar DenizHaber.Com sitesinin ulaştığı gerçeklerden ibarettir. DenizHaber.Com bu olaylarda taraf değildir.

DenizHaber.Com un Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği'nin Sayın Başkanı ile de köşe yazarı olması dışında bir bağı bulunmamaktadır.

DenizHaber.Com bundan sonra da; her yerden olduğu gibi, "Haber niteliği taşıyan, hakaret içermeyen, eleştiri düzeyinde olan" metinleri hangi siteden olursa olsun alarak yayınlamaya devam edecektir.

Bu sitelerin kimlere ait olduklarını araştırmak ve bilmek bizim görevimiz değildir. Eğer buralarda suç işlendiğini düşünen varsa ülkemizde adalet sistemi içerisinde çözümü bulunur.

Bunun yolu hakaret etmek, aşağılamak değil ilgili kişilerin hukuk yollarına başvurmasıdır.

Biz de hakaret etmemesi, töhmet altında bırakmaması, yalan yazmaması kaydıyla "Özgür Basın" dan yanayız.

Saygılarımızla.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Selim Selman
Selim Selman - 11 yıl Önce

onlar hep ağlarlar basın özgür değil diye,

basın özgür olsa da, hiç birşey farketmez yine

insan aptal olursa hele korkak olursa

sonuç baştan bellidir ne farkeder özgür olsa da



onların eli kolu bağlı değil aslında

yazmak isteyen yazar geleni aklına

onların ağızları bantlı değil aslında

söylemek isteyen söyler geleni ağzına



özgür basın kimin umrunda?

onlar bakar tirajlarına

özgür olmak kimin umrunda?

eğer kazancın bolsa

Remzi Yorgan
Remzi Yorgan - 11 yıl Önce

her önüne gelenin yazamadığı özgürlükçü bir yayın sitesidir. kendisi de dahil olmak üzere, medyaya muhalif olanlara ortam sağlamaktadır. böyle bir oluşumun örgütsüz olamayacağı sanrısına sahip genç dimağlar, bazı bazı, bu sitenin bir beyin takımı olduğuna ve sütten çıkmış ak kaşık olan hiyerarşik örgütlenmelerine dil uzattığını sanarak, yazarlara kızıp siteyi suçlarlar. suçlamaları da siteye yazmaları, bu sitenin Türkiye çapında ne kadar da önemli olduğunun bir başka kanıtıdır.

ana ilkesi olan "açık yayıncılık", haberi sitelerinde yayınlayabilmesine olanak verir. haber alanı, insanları yazılarını, analizlerini, video ve ses kayıtlarını, sanat çalışmalarını yayınlayarak medya haline gelmeleri konusunda cesaretlendirir.

insanların bilgileri açık, dürüst, eksiksiz bir şekilde yayınlayacaklarına güvenmektedir, fakat alıntılınan haberlerin üzerinde doğrudan bir kontrol yoktur. yayınlanan bir haber yayıncılık ilkelerine uygun değilse yayından kaldırılabilir.

ayrıca her haberin altında yer alan "yorum ekle" formu ile toplumsal diyalogları cesaretlendirmektedir. bu form üzerinden ek bilgi verilebilir, karşı açıklamalar yapılabilir ve/veya haber tartışılabilir. yorumlar orijinal haberin altına kronolojik sırayla eklenirler ve zaman zaman canlı tartışmalar yaşanabilir.

Deniz Ferhan
Deniz Ferhan - 11 yıl Önce

ozgur bir basin hakkindaki devletlu tereddutun onemli bir kismi, "yuksek cikarlar" metafiziginde yatiyor gorunmekte. bu cikarlar onunde gazetecinin boyun egme mecburiyetinin, bunu icsellestirmesinin, dogrudan baskici mudahaleye gerek kalmadan, habercilik alaninda "intizam"i saglayici faktor olduguna vurgu yapan bir otoriteye kulak verelim:



"matbuatın, umumi hayatta ve cumhuriyetin terakkiyat ve tekâmülâtında haiz olduğu vazifeler yüksektir. matbuatın, tam ve vâsi hürriyeti hüsnüistimal etmesi hususunun nazik olduğu kayde şayandır. her türlü kanuni kayıtlardan evvel, bir kalem sahibi, ilme, ihtiyaca ve kendi siyasi telâkkilerine olduğu kadar vatandaşların haklarına ve memleketin - her türlü hususî telâkkilerin fevkinde olan - yüksek menfaatlerine de dikkat ve hürmet etmek manevi mecburiyetindedir. bu mecburiyettir ki, umumî intizamı temin edebilir. maahaza, matbuat serbestisinden meydana gelecek fenalıkları, ortadan kaldıracak müessir vasıta, asla mazide olduğu gibi matbuat hürriyetini bağlıyan bağlar değildir. bilâkis, matbuat hürriyetinden tevellüt edecek mahzurların izale vasıtası, yine binnefis matbuat hürriyetidir."



[mustafa kemal ataturk, vatandas icin medeni bilgiler]



Yüksel Yemenici
Yüksel Yemenici - 11 yıl Önce





yurttaşlar hiçbir zaman öyle hakim fikrin, tepegözcülerin dediği gibi ana akım medya karşısında edilgin değiller. ama bir yandan da medya yıllar boyu yaptığı yayının kodlarıyla ve bazı biçimleriyle insanların algılarını ister istemez [genellikle isteyerek] şekillendirir.



medyada belki ve yüksek ihtimalle de "gelin lan şu halkın fikrini şuraya çekelim" gibi bir yaklaşım yok. bunu dersek, hulki cevizoğlu, tuncay özkan falan oluruz. o yüzden demeyelim. ama medya, bilmeden etmeden veya kendi iş rutini içinde ürettiği metinlerin biçimiyle insanlara yön verebilir.



ana akım medya, öncelikle siyaseten, sonralıkla da [ne demekse artık "sonralıkla"] vasatı, gelenekseli, iktidar olanı korumak eğiliminde olur. bu, "mantık gereği" böyle olacak diye bir şey yok ama dünyanın hemen her yerinde medya, iktidarla hem içli dışlı olur, hem de iktidarın değirmenine su taşımak gibi part time işler yapar. keşke yapmasa...



ana akım medya kültür alanında en popüler olanın peşindedir. mesela her ikisi de popüler olsa da nazan öncel ile gülshen arasında bir seçim yap deseniz, cevabı b şıkkı olacaktır. yahut abicim, sen gel duman ile musti arasında seçme yap deyin, seçimini b'den yana kullanacaktır. veyahut, tom waits'le 50 cent arasında yap bakalım seçimini diye sorsanız, cevabı yine b şıkkı olacaktır. bu da bize, ana akım medyanın bir b şıkkı hayranlığı içinde olduğu yönünde güçlü fikirler verir.



siyasette de mainstream medya en güçlünün, en iktidar olanın yanındadır, yanında olmasa bile yamacındadır. bunun 1001 çeşit nedeni olmakla birlikte, artık en bilinen haliyle medyanın da güç peşinde olması, güçler dağılımından kendine pay aramasıdır vs... (bkz: birinci kuvvet medya) ve tabii ikinci en önemli neden de özellikle baskıcı yönetimlerin soba altından gösterdikleri sopadır.

Metin Karadağ
Metin Karadağ - 11 yıl Önce

medya organizasyonu sisteme dahil olmak zorundadır. olmazsa var olamaz. bu sistem içerisinde medyanın bize saf gerçeği nesnel bir biçimde iletmesini engelleyen filtreler vardır. bu filtreler ülkelere göre değişiklik gösterebilir. 1988'deki çalışmalarında 5 filtreden söz ederler ve bu filtreleri kısaca şöyle açıklarlar:

1. medyanın büyüklüğü: medya organizasyonları, sadece medya alanında çalışmaz. başka pek çok sektörde çalışır. diğer sektörlerden elde ettikleri karı medyada kullanırlar. burada gerçek iki şekilde zarar görür. a) aynı medya organizasyonuna ait pek çok gazete, dergi, tv kanalı vardır. bunların hedef kitleleri farklıdır, anca içerikleri aynıdır, aynı yerden gelir. dolayısıyla biz, pek çok farklı kanal aynı şeyi söylüyormuş gibi algılarız. b) medya organizasyonu başka sektörlerde de faaliyet göstermektedir ve bu sektörlerle ilgili haber yapılabilmesi mümkündür.

2. reklamcıların mali desteği: reklamcılar medya için en büyük gelir kaynağıdır. medyanın izleyicisi / okuyucusu ne kadar fazlaysa, ona göre reklam fiyatı artar. medya organizasyonu içeriğini reklam verenlere uygun hale getirmek durumundadır. onlara karşı haber yapamaz.

3. onaylanmış haber kaynakları: medya organizasyonlarında belirli konular konuşuluken, hep belirli isimler çağırılır. o isimler de istenmeyen, aykırı bir şey söylemezler. bu yüzden onaylanmışlardır. farklı isimler göremeyiz.

4. itiraz ve yaptırım uygulayan kurumlar: eğer medya organizasyonu istenmeyen bir içerik hazırlarsa, çeşitli kurumlar veya kişiler dava açabilir. yüklü maddi tazminatlar ya da hapis cezalarıyla karşı karşıya kalınabilir.

5. bir denetim mekanizması olarak anti-komünizm: insanları "komünistlik yapıyorsun" diyerek korkutma ve sistem dışında bırakma. bu filtrenin başka varyasyonları da vardır. örenğin, günümüzde vatanseverlik olarak devrededir: "böyle davranırsan vatanseverliğinden şüphe ederim.." vs...

edya tarafından

dağıtılan haberler ve diğer malzemeler için bir elek olma işlevi yerine

getiren beş "filtre" kümesinden meydana gelir. bu "filtreler", seçkinlerin

görüş açısını ve çıkarlarını yansıtan, ve "devlete ve özel [kesim]

faaliyetine hakim olan özel çıkarlara [yönelik] desteği" harekete geçiren

bir medya yaratır (manufacturing consent, s. xi). bu "filtreler" şunlardır:

(1) büyüklük, yoğunlaşmış sahiplik, sahibinin zenginliği, ve hakim kitle

iletişim firmalarının kar odaklı olması; (2) kitle iletişim araçlarının

asli gelir kaynağı olarak reklamlar; (3) medyanın, hükümet, iş alemi ve --

bu asli kaynaklarca ve gücün temsilcilerince finanse edilen ve onaylanan--

"uzmanlar" tarafından sağlanan bilgiye dayanması; (4) medyayı disipline

etmenin aracı olarak "itiraz" [flak, şikayet, uçaksavar ateşi]; ve (5)

ulusal bir din ve kontrol mekanizması olarak "komünizm karşıtlığı"

Seçkin Ünalan
Seçkin Ünalan - 11 yıl Önce

Kurumsal eleştiriler kodomanların [establishment, ülkenin ileri gelenlerinin] yorumcuları tarafından genellikle 'komplo teorileri' olarak reddediliyor, ancak bu sadece bir kaçıştır. Biz, kitle-medyasının performansını değerlendirmek için herhangi bir türden 'komplo' hipotezi kullanmıyoruz. Aslında, bizim ele alışımız, sonucun büyük ölçüde piyasa güçlerinin işleyişlerinin bir ürünü olduğu, 'serbest piyasa' analizine oldukça yakındır."



Bu "piyasa güçleri"nin bazılarının neler olduğunu açıklayarak devam ediyorlar. En önemlilerinden birisi, belli başlı medyada kimin gazetecilik işlerini alacağını belirleyen yabani otları ayıklama sürecidir. "Medyadaki en sapmalı seçimler sağ düşünüşe sahip insanların önceden seçilmesi, içselleştirilmiş önyargılar, ve personelin sahipliğin, organizasyonun, piyasanın, ve politik iktidarın kısıtlarına uyum göstermesinden kaynaklanmaktadır."



Başka bir ifadeyle, önemli medya çalışanları patronlarının değerlerini içselleştirmeyi öğrenirler. "Sansür büyük ölçüde, kaynağın gerçekliklerine ve medyanın organizasyonel gerekliliklerine göre kendilerini ayarlayan haberci ve yorumcularca, ve mal sahipliliği ile diğer piyasa ve hükümetsel güç merkezlerinin dayattığı kısıtları yerine getirmeyi --ve genellikle de bunları içselleştiren-- seçen medya organizasyonlarındaki daha üst düzeydeki insanlarca yapılan oto-sansürdür."



Ancak, medya liderlerinin tümünün benzeri değerlere sahip olduklarını söylemek yine de bir komplo teorisi değil midir? Hiç de değil. Bu gibi liderler "benzer şeyler yaparlar, çünkü dünyaya aynı gözlüklerden bakarlar, benzer kısıtlara ve teşviklere sahiptirler, ve bu nedenle de zımni [örtük] bir kolektif eylemlik veya lider-takipçisi davranışı içerisinde hep birlikte hikayeler üretirler veya sessiz kalırlar."



Ancak, medya liderlerinin aynı asli değerleri paylaştıkları gerçeği, medyanın her konuda katı bir bütün olduğu anlamına gelmez. Güçlüler genel olarak paylaşılan amaçlara ulaşılması için gerekli taktikler konusunda genellikle anlaşmazlık içerisindedirler, ve bu medya tartışmalarına yansır. Ancak bu amaçların meşruluğuna meydan okuyan veya devlet iktidarının "ulusal" çıkarlar yerine seçkinlerin çıkarlarına kullanıldığını ifade eden görüşler kitle medyasından dışlanır.



Bu nedenle "propaganda modeli"nin, General Motors'un yönetiminin karları korumak ve arttırmak için hareket ettiğini söylemek gibi, "komplo teorisi" ile çok az bir ortaklığı bulunmaktadır.



Yukarıda değinildiği üzere, medyanın "karşıt" olduğu,bazı Halkla İlişkiler organizasyonlarından kaynaklanmaktadır. Bunun anlamı, bazı "münasebetsiz gerçekler"in "nesnellik" görüntüsü vermek amacıyla ara sıra filtrelerden geçmesine izin verildiğidir --tam da böylece medyanın propagandaya bulaştığı suçlamalarını reddedebilmesi amacıyla. "münasebetsiz gerçeklere temkinli bir şekilde ve uygun varsayımlar çerçevesi içinde izin verilmesiyle, ve asli muhalifin adeta kitle medyasından dışlanmasıyla, bu süreçlerin 'doğallığı', propaganda sistemini, vatansever gündemi başarılı kılmakta resmi sansürün yapabileceğinden daha itibarlı ve etkili kılar."

Kendi meselelerini medyanın "karşıt" doğasına karşı desteklemek için,bazı medya Halkla İlişkiler makinalarının iddialarına göz atarlar. Ancak, hemen keşfedilir ki, "medyanın bağımsızlığının övülmesi, veya aşırı gayretlerinin eleştirilmesi için ortaya konulan örnekler bizzat bunun tam tersini göstermektedir." Ciddi bir analiz söz konusu olduğunda bu itirazlar değersizken, "karşıt medya" efsanesinin kuvvetlenmesine yardım etmektedir , "devlet otoritesine karşı mevcut itaat etme genellikle yetersiz addedilmektedir" ve onların eleştirilerinin kaynağı da budur! ve medya tarafından da ciddiye alınırlar.

Bu nedenle, medyanın "karşıt" mizacı bir efsanedir, ancak bu medyanın eleştirel analiz sunmadığı anlamına gelmez. Aslında "kitle medyası[nın] tüm konularda katı bir bütün olmadığını" söylerler ve gerçekleri sunduğunu da reddetmezler . Ancak, söyledikleri üzere, "medyanın bir konu hakkında bazı gerçekleri sunması ... bu [konunun] kapsanmasının yeterliliği veya doğruluğu hakkında kesinlikle hiçbir şey kanıtlamaz. Kitle medyası aslında çoğu şeyi hasır altı eder ... Ancak bu bağlamda daha da önemlisi bir gerçeğe yönelen sorudur --yerleştirilmesi, tonu, ve tekrarlanması, sunulduğu çerçeve, ve ona eşlik eden ve anlam kazandıran (veya bir anlayış kazandıran) ilgili gerçekler) ... belli bazı gerçekler zeki veya şüpheci bir araştırmacı tarafından bulunmuş olduğu için, bunu bahane ederek radikal eğilimin yokluğunu ve bu sayede gözler önüne serilen de facto bastırmayı gözardı etmenin hiçbir yararı yoktur."

banner112
SIRADAKİ HABER

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176

banner190