Savcı Recep! Hakim Recep! Aslan Recep!

Recep Canbolat, tornistan manevrayla kendi kazdığı kuyudan kurtulmaya çalışıyor. DenizHaber.Com olarak soruyoruz:

banner106

Savcı Recep! Hakim Recep! Aslan Recep!

Recep Canbolat, tornistan manevrayla kendi kazdığı kuyudan kurtulmaya çalışıyor. DenizHaber.Com olarak soruyoruz:

13 Nisan 2008 Pazar 23:59
2533 Okunma
Savcı Recep! Hakim Recep! Aslan Recep!

Savcı Recep. Hakim Recep. Aslan Recep. (!)

Recep Canbolat, tornistan manevrayla kendi kazdığı kuyudan kurtulmaya çalışıyor. Oysa gündem ne Dernek, ne seminerler. Gündem, kendisinin iddia ettiği rüşvet belgeleri. DenizHaber.Com olarak soruyoruz:

- Ne oldu elindeki belgeler? Hani rüşvetçi bir işadamı ile ilgili açıklamalar yapacaktın? Önce site çöktü, sonra yazın kayboldu, sonra da içindekiler uçtu. Yani her zamanki klasikleşmiş numaran. Ne oldu? Elindeki belgeler de mi uçtu? Onları yayınlamayı veya adalete teslim etmeyi düşünüyor musun? Bu sabah ilk iş onları adalete teslim etmelisin.

- Elimde belgeler var, masaya oturmak istiyorum diye haberci olarak kullandığın bir kişiyle sağa sola haberler uçurdun mu? Ne oldu masaya? Oturdun mu? Oturduğunda ne söyleyecektin? Ne isteyecektin? Böyle şeyleri, daha önce de yaptın mı?

****

Recep Canbolat, yazdığı yazısında IMEAK DTO Başkanı hakkında “GÖRGÜSÜZ ARAP ŞEYHİ” şeklinde yaptığı yakıştırmaya da sahip çıkmış. "benim yine altına imza attığım bir yazı" diyor.

Yani özür dileyeceği yere, sektörün başındaki saygın kişilerden birisine hakaretinde bir kez daha ısrar ediyor. Marifetmiş gibi.

Biz ayıplıyoruz.

****

Recep Canbolat, yazısında, yaptığımız bir önceki haberle ilgili, denizcilik sektörümüzün değerli isimlerinden birisini, Sayın Cahit İstikbal'i köşe yazısında hedef almış, atmış tutmuş.

Oysa bize gelen bilgilere göre Canbolat, Sayın Cahit İstikbal'i defalarca çalıştığı, ekmek yediği şirketine zaten daha önce defalarca şikayet etmiş. Benimle ortaktı şirkete ortak olması suçtur diye ortağını ihbar etmiş, belgeler göndermiş.

Müfettişler her defasında soruşturmuş. Limited şirkete ortak olmak yasal bir hak, suç değil. Ortada suç olmadığından her seferinde aklanmış.

Şimdi biz Türk Denizciliğinin Haber Sitesi DenizHaber.Com olarak diyoruz ki:

Bak Recep Efendi, insanlar senin paşa gönlün istiyor diye suçlu olmazlar. Kişilerin suçlu olup olmadığına adalet karar verir.

Adaleti yönlendirmeye çalışmak suçtur.

Ortada suç olduğuna inandığın birşeyler varsa yine git adalete teslim et.

Şu anda ortadaki gerçek senin içinden insanlara saldırdığın sitenin tescili olmadığı ve korsan olduğudur. Aksini iddia edebilirsin, belgeler öyle demiyor.

www.tpe.gov.tr ye gidip deniz haber olarak marka araştırması yapan herkes denizhaber'in internet yayıncılığında kime tescil edilmiş olduğunu görebilir.

Ne hukuk, ne hakimler, ne de kamu kurumu müfettişleri senin emir erin değil.

TDİ ve Türk Kılavuz Kaptanlar Derneği iki güzide kuruluş. Semineri o verir, bu verir, sonuçta iki kurum da bu semineri vermeye yetkili. Sen bu kurumları birbirine düşürmeye çalışmaktaki beyhude çaban niye?

Sarıyer'e gitmedim diyerek esip üfürüyorsun.

Sarıyer soruşturmasında dosyada sen tanık durumunda değildin. "ŞÜPHELİ" durumundaydın. Seninle ilgili suçlamalardan biri "Vatan Hainliği" idi.

Senin hakkında başka çok ağır iddalar da vardı. Ki hepsi de mesnetsizdi, diğer konularda olduğu gibi, kılavuz kaptanlarla ilgili konularda olduğu gibi. İsmini bile doğru veremeyecek kadar yüzsüz birisi o dönem senin kılavuz kaptanlarla birlikte olduğunu düşünerek sen de dahil bir meslek grubuna, herkese çamur atmak istemişti.

Adalet kararını verdi ve iftira olduğu ortaya çıktı.

Şimdi sen de bu çamur sana da atılmamış gibi kendini kenara sıyırıp konuyu bilmeyenlerin gözünde efeleniyorsun.

Ayrıca, Üsküdar'da ifade veren 3 kişiden dem vuruyorsun. Bu ifadeler sonrasnda Cahit İstikbal'in iş akdi feshedilmeli diye de hedef gösteriyorsun.

Kendin de biliyorsun ki bu ifadelerde Cahit İstikbal'in şahsına hiç bir suçlama yok. (Konu yargılama aşamasında olduğu için burada yayınlamıyoruz ama yargılama sonucunda yayınlayarak yalanını yüzüne vuracağız)

Tam tersine, Cahit İstikbal'in hukuk dışı her işe karşı olduğunu beyan eden ifadeler var.

Denizciler senin oyuncağın da değil, kalleş insanlar da değiller. Denizciler mert insanlardır. "Aynı tavanın balıkları"dırlar. Deniz durulur, dalgalar biter, denizciler kolkola girer ve sahile birlikte çıkarlar.

Bu hınç bu saldırganlık neden? Sektöre bu kadar hizmeti olan, ömrünü kılavuz kaptanlık mesleğine adamış, dünyada mesleğinde zirveye gelmiş bir kişinin işlediği suç varsa, müsaade et adalet cezasını versin.

Elinde belgeler, bilgiler varsa bunları da yayınla millet ne olduğunu öğrensin, ya da yetkili mercilere ver.

Hiç durma.

Ama durum gösteriyor ki, senin elinde ne bilgi ne belge var, hukuken de haksız durumdasın, saldırarak, sindirerek, insanları yıldırarak, masum kişileri suçlu ilan ettirme telaşındasın.

Devam eden davalarla ilgili konuşarak da suç işlemektesin.

Kusura bakma;

Denizcilik sektöründe dürüst ve namuslu insanlar var. Denizciler mert insanlardır. Burası dağ başı değil.

Ve sözümüzü Lucescu'nun artık özlü söz olmuş sözüyle bitirmek isteriz:

"Atlar, köpekler istedikleri için ölmezler"

DenizHaber Editör

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Halid Ziya 2008-04-14 13:43:46

Baskalarına avukat kendine savcı gibi davranmak.

Saydığım bir büyüğümün hayatına şiar edindiği ve benim de edinmeye gayret ettiğim, "çuvaldızı kendine, iğneyi başkasına batırmak" yaklaşımının ve sadece kendi hatalarına odaklanma çabasının hoş bir ifadesidir.



hayatın her türlü alanında muhatap olunan şahısların ve davranışların, imbiğinden* geçirilmesinde, hayati önemin bulunduğu düsturdur aynı zamanda.



sürekli kendi hataları ile meşgul olmak, zamanla kişiyi başkalarının hatalarını görmekten alıkoyar. kendi hatalarını düzeltmeye çalışan bu ruh yapıları, sapmalarını minimuma çekme ve ideal grafiği yakalama hususunda, iç dinamiklerinin parametrizasyonunu sağlam bir denklem içine koymaya çalışırken, başka bir eşitsizliğin çözümüne ayıracak vakit bulamazlar. kendi kusurları söz konusu olunca, bir savcı kesilen bu yaklaşım tarzı, en ufak ayrıntıya odaklanıp, kendi kusurlarının oluşmasına neden olan sebepleri teşhis ederler. gerek kendilerine gerekse başkalarına karşı ortaya koydukları tutumları, ince eleyip sık dokurlar. ceza vermek gerekirse, ceremesi neyse çekmeye de razı olurlar. bir nevi, kendi cezalarını kendileri verirler.



fakat mesele, başkalarında gördükleri kusurlar olunca, hemen bir adalet dağıtıcı terazi hüviyetine bürünmektense, müşahade ettikleri şeylerin arka planında, vakıf olmadıkları gerçeklerin olabileceğini, olayları değerlendirirken, kendi görüş açılarından kaynaklanan görüntü bozuklarının ön plana çıkmış olabileceğini ve başkalarından sadır olan "kusur"ların bu bakış açısından kaynaklanmış olabileceğini düşünürler. önce sağlam bir kalibrasyona tabi tutarlar muhakemelerini. ve ön yargılarını bir kenara bırakıp, tamamen tarafsız ve tamamen insaf penceresinden bakmaya çalışırlar olaylara. bu bakımdan, başkaları ile aralarındaki ilişkilerde, tıpkı bir avukat gibi davranırlar.



tam da bu noktada, ruh dünyaları ve beyin kıvrımları, gördükleri her insanı "debug"* etmeye kodlanmış olan ve bu şekilde kendilerini hatadan münezzeh sayan karakter yapılarından 180 derece sapma gösterirler.



*tbd sözlügüne göre türkçesi "yanlış ayıklamak"

tam türkçesi "böcüksavmak"

Avatar
A.Murat TÜRKYILMAZ 2008-04-14 16:02:41

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176