Herkes kendi liginde oynuyor

Okurlarımızdan soranlar oluyor: Sizinle ilgili iftira olduğu açık yazılara neden cevap vermiyorsunuz? Buradan da söyleyelim: muhatabımız uslup olarak bizim seviyemizde olmalı.

banner217

Herkes kendi liginde oynuyor

Okurlarımızdan soranlar oluyor: Sizinle ilgili iftira olduğu açık yazılara neden cevap vermiyorsunuz? Buradan da söyleyelim: muhatabımız uslup olarak bizim seviyemizde olmalı.

21 Temmuz 2007 Cumartesi 13:21
2532 Okunma
Herkes kendi liginde oynuyor

Biz yayın etik ilkelerine uyacağımıza söz veriyoruz. Bunlara zaten uyuyorduk, ama ilkeleri aşağıya yazıyoruz ve bundan sonra da uyacağımıza söz veriyoruz.

Aşağıdaki ilkelere uymayı okuyucumuza taahhüt ederiz:

Gazetecinin Temel Görevleri Ve İlkeleri


Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin öncülüğünde hazırlanan Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde belirtilen “gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri”ne uyulursa; objektif gazetecilik de yapılmış olur, medya kaybettiği güvenine de kavuşur. İşte bu ilkeler:

Gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri:

  1. Halkın gerçekleri ve doğruları bilme hakkı adına, gazeteci kendi açısından sonuçları ne olursa olsun gerçeklere ve doğrulara saygı duymak ve uymak zorundadır.
  2. Gazeteci bilgi ve haber alma, yorum yapma ve eleştirme özgürlüklerini ne pahasına olursa olsun savunur.
  3. Gazeteci, başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunur. Irk, etnisite, cinsiyet, dil, milliyet, din, sınıf ve felsefi inanç ayrımcılığı yapmadan tüm ulusların, tüm halkların ve tüm bireylerin haklarını ve saygınlığını tanır. İnsanlar, topluluklar ve uluslar arasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır. Bir ulusun, bir topluluğun ve bireylerin kültürel değerlerine ve inançlarına özen gösterir.
  4. Gazeteci, bilgi, haber, fotoğraf, görüntü, ses, belge elde etmek için yanıltıcı yöntemler kullanamaz.
  5. Gazeteci, kamuya mal olmuş bir şahsiyet bile olsa, halkın haber alma, bilgilenme hakkıyla doğrudan bağlantılı olmayan hiçbir amaç için, izin verilmedikçe özel yaşamın gizliliği ilkesini ihlal edemez.
  6. Gazeteci, basılmış, yayınlanmış her yanlışı en kısa sürede düzeltmekle yükümlüdür. Gazeteci, cevap hakkına saygılı olmalıdır.
  7. Gazeteci, kendisine güvenilerek verilmiş bilgilerin, belgelerin kaynaklarını, kendileri izin vermediği sürece, mesleki gizlilik ilkesi uyarınca, hiç bir şekilde açıklamaz.
  8. Gazeteci, intihal (aşırma), iftira, hakaret, lekeleme, saptırma, manipülasyon, söylenti, dedikodu ve mesnetsiz suçlamalardan kesinlikle uzak durur.
  9. Gazeteci, bir bilginin, haberin yayını yahut yayınlanmaması karşılığı hiçbir maddi veya manevi avantajın peşinde olamaz. Gazeteci, devlet başkanından milletvekiline, iş adamından bürokratına kadar haber kaynağı olarak da kabul edilen kişi ve kurumlarla iletişimini meslek ilkelerini gözeterek yürütür.
  10. Gazeteci, gazetecilik mesleğini, reklamcılıkla, halkla ilişkilerle veya propagandacılıkla karıştıramaz ve ilan-reklam kaynaklarından herhangi bir telkin, tavsiye alamaz, maddi çıkar sağlayamaz.
  11. Gazeteci, ne konuda olursa olsun, tehdit ve şantaj gibi yöntemlerle mesleğini ve kendisini kullandırmaz, bunlara başvurmaz.
  12. Gazeteci, her türlü baskıyı reddeder ve çalıştığı basın-yayın organındaki yöneticileri dışında kimseden işiyle ilgili talimat alamaz.
  13. Gazeteci sıfatını taşımayı hak eden herkes meslek ilkelerine de en yüksek seviyede uymayı taahhüt eder ve ülkesindeki kanunlara saygılı olmakla birlikte, hükümet ve benzeri kurumların müdahalelerine kapalıdır. Mesleki olarak sadece meslektaşlarının ve kamuoyunun değerlendirmeleri ile bağımsız yargı organlarını dikkate alır. Gazeteci, devleti yönetenlerin belirlediği ulusal ve uluslararası politikalar konularında bazı önyargılara değil, halkın haber alma hakkına öncelik verir. Onu meslek ahlakı, gazeteciliğin temel ilkeleri ve özgürlükçü demokrasi kaygıları yönlendirir.
  14. Sevgili Okurlar;

    Yukarıda güzel bir şablon var. Bu şablonla çevrenizde ne kadar gazeteci, ne kadar medya teröristi olduğunu kolayca bulursunuz.

    Hoş siz zaten biliyorsunuz.

    Yine de yukarıdaki ilkeleri dikkatle okuyunuz, bu ilkelere uymayanları uyarınız ve  uyana kadar bunların sizlere sunduğu ucubeleri okumayınız.

    Toplumun refah ve saadeti, çocukların ve biz gençlerin geleceği için pislikleri temizlemenin yolu budur.

    DenizHaber.Com

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
aybike yanar 2007-07-25 17:59:07

adı üstünde iftira.. bencede cevap vermeyerek en doğrusunu yapıyorsunuz.. siz cevap vermedikçe.. onlar dahada ileri gidiyorlar.. ve battıkça batıyorlar.. yazılanları okuyor ve gülüp geçiyoruz...

Avatar
Yalçın Kepenek 2007-07-25 22:41:40

halkın tarafsız haber almasını sağlayacak, kamuoyunu bilgilendirirken bilinçlendirecek aydın kesimi...



bu anlamıyla kutsal bir görev olan gazetecilik, ruhunda böyle bir duyguyu besleyen, doğuştan bu tür bir işe ve göreve hazır insanların yapması gereken bir meslektir. ayrıca konum itibariyle çok yönlü genel bir kültüre sahip olmayı, en önemlisi doğruya doğru, eğriye eğri demeyi kendisine ilke edinmiş bir karaktere sahip olmayı gerektirir.



özellikle gazeteyi yayınlayanların bu işi diğer ticarî işlerden ayırmasını bilmeleri, olaya herhangi bir meta satmak gibi, salt ticaret gözüyle bakmamaları gerekir.



böyle bir davranış, ancak doğuştan bazı erdemlere sahip, hayatının her aşamasında haksızlığa tahammül edemeyen, mutlaka her şeyin doğrusunu bulup ortaya çıkarmaya azimli insanlardan beklenir.



yakın zamanlara kadar dünyanın hemen her yerinde gazeteciler böyle insanların arasından çıkıyordu. nasıl ki herkes küçüklükten kendine yatkın gördüğü, huyuna suyuna uygun bir meslek seçerse, gazeteciliğe de böyle insanlar heves ediyordu.



ne zaman ki meslek seçimleri parasına, şöhretine, karizmasına bakılarak tercih edilmeye başlandı -ki, bu artık sanayileşme döneminde kapitalizmin ağırlığını koyduğu bir sürecin başlangıcıdır- doğuştan hevesli dürüst gazeteciler, gazetelerini çıkaramamaya başladılar. çünkü gazete artık bir sanayi, parasal olarak altından kalkılamayacak ağır bir yük haline geldi. aynı zamanda gazetenin kamuoyundaki etkisi de, reklamın çok pahalı bir meta olması dolayısıyla iş adamlarının, ticaret erbabının dikkatini çekti.



ve artık gazeteler tamamen ticaret amaçlı "herhangi bir iş" gibi görülmeye başladı. amatör ruhlu gazetecilik öldü.



gazeteciliği bir atlama taşı olarak gören, içindeki kini kusma, hak etmediği halde farklı bir güçle birilerini ezme gibi sadist duygularını tatmin etme aracı sanan, üstelik en düşük puanla girilebilen okullardan mezun kişiler de "çalışan" olarak sektöre eklenince, ortaya bugün pek de memnun olmadığımız bir durum çıktı.



gazeteci, bir görüşe doğru olduğu için doğru, yanlış olduğu için yanlış diyendir.



gazeteci, kamuoyunu sırf kendi egosunu tatmin için değil, onun iyiliği, mutluluğu, huzuru, refahı için yönlendirendir.



gazeteci, siyasetçi olsun, sanatçı olsun, sanayici olsun bir kişiyi işindeki başarıdan dolayı öven, yine varsa işindeki yanlıştan dolayı eleştirendir.



gazeteci, herkesin kişilik haklarına saygı duyan, onları yargısız infazla cezalandırmayı aklının ucundan bile geçirmeyen, ama toplumun sağlığını, mutluluğunu, zenginliğini engelleyenlerin, yamuk yapanların peşini asla bırakmayandır.



sonuç olarak gazeteci, insanların haber alma özgürlüğünü sağlayan ve bu anlamda kutsal sayılacak görev yapan bir insandır.

Avatar
Emine Kul 2007-07-25 22:48:08

aman gazeteci gel bizim köye bizim halları da yaz

şehirde ojeli parmakları yazma

bir de bizim köyde nasırlanmış elleri de

yaz yaz gazeteci yaz

yaz yaz efendi yaz



bankada parası olann kulları yazma

onlara aldanıp yolundan azma

şehirden asfalt geçen yolları yazma

bir de bizim köyden eşşek geçmeyen yolları

yaz yaz gazeteci yaz

yaz yaz efendi yaz



şöhretten bunalmış dilleri yazma

kendi bahçendeki gülleri yazma

haksız yere genç öldüren elleri yazma

doğuda doktorsuz ölen kulları

yaz yaz gazeteci yaz

yaz yaz efendi yaz



almanya'da çalışan elleri yazma

libya'ya gidecek olanlara şaşma

evi barkı yıkılanları yazma

bir de türkiye'de dul kalan kulları da

yaz yaz gazeteci yaz

yaz yaz efendi yaz



selda bağcan'ın 1975 yılında söylediği mahzuni şerif'e ait



türkü

Avatar
Recep Mutlu 2007-07-25 23:03:22

genellikle komprador sermayenin gazetelerinde, televizyonlarinda calisip, yazdiklari uc bes kici kirik yazi icin onbinlerce dolar maas alan, kuresel sermaye birdir ve amerika ve ab onun kulu ve elcisidir mottosunu benimsemis, maaslarini henuz dumani tuterken offshore hesaplarda sicak para olarak degerlendiren gazeteci tipi.

vatanini seven, onun cikarlarini gozeten, tarih bilinci olan ve tarih bilinci ile yorumlarini yapan gazeteci tipi. bu tanimda vatan yerine turkiye haric hangi memleketi koyarsaniz koyun komprador gazeteci tipi'ne kavusursunuz.

cok kolay birseydir bu. agzi, burnu, kulagi ve sag eli olan herkes yapabilir. amerika'nin dis siyaseti neyse onu destekler yazilar yazacaksiniz sonra da gazetenizden ayda 30-40-50 bin dolar maas alacaksiniz. birileri size bir gorev verdi miydi de (savas zamanlarinda gazete kurup "turkiye'de trafik kazasinda yilda bu kadar adam oluyor bu savasta da olsun ne olacak ki?" yazacaksiniz mesela) sorgusuz sualsiz yerine getireceksiniz. ya da (kuzey irak'ta barzani icin tv kanali kurmak gibi).



soguk savas zamaninda en koyu anti-komunist, arabist ve yesil kusakci, darbe zamaninda darbeci, savas zamaninda gerilla kesilip ("bizim ordu da savasa girmeli. 20 yil savasmayan ordu paslanir" diyeceksiniz)

baris zamaninda en buyuk demokrat gorunup, vizyon sahibi olmak ya da 'cagi yakalamak` uzerine yazilar yazacaksiniz. ama 11 eylulden sonra da tabii ki "bu yesil kusak anti-demokrattir hepsi lav edilmelidir" diyeceksiniz. rejimler devrildiginde halaylar cekip "amerika'yla komsu olduk" diye sevineceksiniz. ama ordunuzun subaylarinin basinda cuval gecirilip pataklaninca da sesiniz solugunuz cikmayacak, tatillere cikip kacacak delik arayacaksiniz... cunku mazallah dolarlarin suyu kesilir..



1. dunya savasindan hemen sonra ingilizler istanbul'u fetheddiginde beyni sulanmis, bok cukuru haline donmus bab-i ali'de isgale karsi cikan yalnizca iki tane (yaziyla iki) gazeteci vardi: falih rifki atay ve yakup kadri karaosmanoglu. cok sevistikleri yeni dostlariyla aksam bes caylarini icerlerken bu atay'a ve karaosmanoglu'na vahdettinci, gerici, dunyadan bihaber gibi laflar soyleniyordu bu fransiz hurriyetcileri, ingiliz muhipleri tarafindan. ama ne oldu? kimi hakli cikardi tarih? o kompradorlarin adini bile bilen yok. ama o iki nefer kendini bilen herkes tarafindan hala okunuyorlar, tartisiyorlar. bugun ise durum daha vahimdir. ne yazik ki vizyon sahibi, fikri hur vicdani hur kompradorlarimizin karsisina colasan gibi anlamsiz yazilar yazan adamlar cikiyor.



iclerinden bazilari "turkiye neden kendi cikarlarini dusunuyor? insan arada bir amerikaninda cikarlarini dusunur, canim kardeslerim hersey kendi ulkemizin cikari demek degildir, insanlik sevgi baris amerika" manasina gelen bir yazi yazmis, bunu yazabilecek kadar cosmustur. yani adam bir ulkenin kendi cikarini savunmasini elestiriyor, onun yerine kendi cikarini savunan bir baska ulkenin cikarini oneriyor. bizde kendisine odun oneriyoruz.



diger bir tanesi atakurttu, turkiyeyi illa turklermi yonetmeliydi gibi izan boyutunu asmis seyler soylemektedir. "ben kadindan anlarim, delikanliyim, kadindan anlayan hayli hayli ulkeden anlar, ulkemizide biz yonetmeyelim. teknisyen biliyorum ben bir tane super, o gelsin yonetsin." manasindaki rehabilitasyona ihtiyac duyuyorum anlamindaki laflariyla coktan kompradoru filan asmis, hasta gazeteciler statusune girmistir.



bir baskasi sıkılmıstır bu cumhuriyetten. "bir iki uc cumhuriyet yetmez dort bes alti olsun, eyaletler, devletler cossun, turkiyem parca pincik olsun" seklinde tamamen kendisinin uydurdugu guzel bir slogani yer yer zaman zaman cesitli boyutlariyla yazmaktan haz almakta, sakalini mutlulukla sivazlamaktadir.



belcikali olani brukseli evi bilmektedir. "bruksel bu konuya ne diyor, kibris konusunda bruksel soyle der mi acaba, brukselde hava nasil, brukselli usuyormu? durdurun turkiye ustunden gelen hava dalgalarini abye almazlar bizi boyle cik cik cik" tadinda yazilari/konusmalariyla mutluluk sacmaktadir. (ama iyi gazetecidir, cok adam yetistirmistir, iyi de bir programi vardir)



ve benim en sevdigim olani o gider arastirir eder bulur, turkiye icin en abidik ne varsa ortaya koyar.



bravo bunlara, ellerimi patlatircasina alkisliyorum

Avatar
Fahri Muallak 2007-07-25 23:05:46

bazi haber kaynaklari tarafindan kabullenilmis ve basin toplantilarina cagirilma ayricaligina erismis olma durumu, ilistirilmis gazeteciligin bir hali.

rivayet odur ki bu mertebeye erismek icin;

can sikici sorular sormayacagindan emin olunan,

haber kaynagi gibi dusunmeye yatkin,

aciklanan konunun disina cikmayan,

bulten gazetecisi tipinde,

daha onceki akreditelerin referans verdigi,

mumkunse cikarlarini haber kaynagininki ile birlestirmis bir kisilik aranir.

istisnalari vardir.

akreditasyonu kaybetmek, bu kisiler icin korkulacak bir durumdur, cunku bu gerceklesirse, gazeteci genelde kurumundan da kovulabilir.

Avatar
Medusa Cayman 2007-07-25 23:10:28

insan unsurunu hem de her yönü ile düşünerek;

empati yi elden bırakmadan;

misyonunu unutmadan;

egoya yenilmeden;

ürüne yansıtılması gereken ahlak anlayışı.

son zamanlarda sanal ortamda aşağıdaki soru çerçevesinde tartışılan olgu.



miami`desiniz. etrafinizda bir kosusturmaca var, buyuk bir hortum

gok yuzunu yara yara etrafi yikiyor. dayanilmaz hizlara ulasan ruzgar her tarafa

sular sicratiyor ve dev dalgalar olusturuyor. associated press icin calisan bir

muhabirsiniz ve bu akil almaz afetin tam ortasindasiniz. siz guvenli bir

yerden bu olaylari izlerken diger insanlar icin durum hic de iyi degil.



bir profesyonelsiniz ve dunyaya bu olayi anlatabilmek icin fotograflar

cekiyorsunuz. cevrenizde suyun kapip surukledigi onlarca insan, evler arabalar

var. doga azgin bir boga gibi herseyi yakip yikiyor, gucunu tam anlamiyla

insanlara gosteriyor.



bir anda sularin icinde birisini goruyorsunuz, hayatta kalmak icin suyla bogusan

birisi. biraz yakinina gidiyorsunuz ve 5-10 metre kadar yaklasabiliyorsunuz. bu

kisiyi bir yerden taniyorsunuz ama cikarmaniz zor. tam o sirada suyun

icerisindekinin w bush oldugunu fark ediyorsunuz.



kabaran sularin onu kapip goturmek uzere oldugunu goruyorsunuz. ustunde

durdugunuz iskelenin yakininda 50 metrelik bir halata bagli can simidi

bulunuyor. eger hizli hareket edebilirseniz baskana yardimci olmaniz mumkun ve

hayatini kurtarabilirsiniz.



iki seceneginiz var, onu kurtarabilirsiniz yada hayatinizin en onemli

fotografini cekebilirsiniz. bush`un hayatini kurtarabilirsiniz yada size

pulitzer odulu kazandirabilecek, dunyanin en guclu adamlarindan birinin gucunu

kaybedis fotosunu cekebileceksiniz.



renkli film mi yoksa daha klasik bir goruntu icin siyah beyaz film mi

kullanirdiniz?

Avatar
Sur Avasas 2007-07-25 23:25:57

ışığa tutulduğunda beyninin sağ lobunda benjamin franklin, sol lobunda geroge washington hologramı beliren gazeteci tipi. neo-liberal şeffaftır kendileri genelde.

isin komik tarafi (bazi kisiler icin); gercek gazeteci icin yetisilecek iki ekol vardi, biri cumhuriyet, biri de abdi ipekci ekolu. daha dallandirip budaklandirirm ama yakin gecmisteki gazetecilerin ekollerine bakiyorum sadece.



basinin bir cok unlu simasina bakin, bir cogu bu yukarda dedigim iki ekolun ogrencisidir genelde.



ha bu arada, ben cumhuriyetten baska bir gazete okumuyorum, lumpen bir kemalist , liberalizm dusmani, ab karsiti ve cok seksi bir insanim. belli bakinizlari vereyim de bazilarinin hevesi kursaginda kalsin.

gercek gazeteci kimdi biliyor musunuz? metin tokerdi. neden? cunku, gercek gazeteci kalemini satmaz. bir gun oyle bir gun boyle demez, ilkeleri vardir. cagini not etme gorevini, yani bir nevi tarihcilik, yuklenmistir. bunun geregi de algilarinin ve zihninin acik olmasidir. ama bir kisi her donem (soguk savas donemi, tek kutuplu amerikan star wars donemi, ab hayranligi donemi vs.) kendini degistiriyor, rizkini, kemigini baska sahiplerden cikariyorsa o kisi adam degildir, kaldi ki gazeteci olsun.



gerçeğinin anlaşılmasını sağlamış bir olgudur gerçek gazeteci olgusu.



şöyle ki:

üç beş beyin hücresi ile allamei cihan olduklarını sanan bazı mahluklar fikir yapılarındaki kabızlığın etkisi ile oradan buradan okudukları ya da duydukları lafları kaynak belirtmeden başlık yapıp bir de tanımlarında yine o oradan buradan öğrendikleri kavramlara yer verirler.



biraz açarsak:

sözkonusu primat aslında ulusal solcu bir nasyonel sosyalist neo-faşisttir. bu bağlamda hayatın anlamını çözdüğünü sanmıştır.



gerçek gazeteci meselesine gelirsek. efendim malumunuz gerçek gazeteci hususu taşınmış başlıklara. bu hafta tesadüfen bendenizin eline de aydınlık dergisi geçmez mi? 10 ağustos tarihli dergi. türk medyasındaki amerikan conilerinden bahseden bir yazıda değinilen bir olguymuş meğer ki bu gerçek gazeteci konusu. hatta aynı yazı içinde neo-liberaller diye soldan liberalizme geçen yazrlardan da bahsedilmiyor mu? "neo-liberal ne alaka mı?" biraz başınızı kaldırıp yukarılara bakın efendim. o zaman görürsünüz. zaten nereden otlandıklarını tahmin ediyorduk da bunu böyle gizlice ve hayasızca yaptıklarını tesbit etmek de hoş olmuştur açıkçası.



imdi, gerçek gazeteci tamlamasının malum dergiden alınmadığı, başka yerlerde de geçtiği, neo-liberal sözcüğünün de o yazıya özel olmadığı hep tedavülde olduğu iddia edilebilir. olabilir efendim olabilir. "sadece tesadüf"der geçeriz . lakin beylerimizin düşünce yapısı ve hangi ağıldan yemlendikleri konusu açıktır. değil mi cevat abi? evet!

Avatar
Elmas Diren 2007-07-25 23:27:47

bir köşeniz olsun ve kafanızın estiğini asmak kesmek mi istiyorsunuz? kişisel yargılarınızdan yola çıkarak olayları subjektif yorumlamak, sizin istediğinizin dışında ya da çıkarlarınıza aykırı gerçekleşecek herşeyi ve buna yol açan herkesi eleştirmek, zarflanmış noktalarla kesilmiş hakaretler yağdırmak, tuttuğunuz takımdan mezun olduğunuz okula kadar yaşamınızın içinde var olmuş her olguyu rasyonellik ve doğruluk dışı bir tutumla savunurken "sizden" olmayanı en küçük parçalarına ayırmak düşüyle mi yanıp tutuşuyorsunuz? aradığınız fırsat ayağınıza geldi, aşağıdaki rehberle bütün bunlar gerçekleştirebilir, üstelik zengin, ünlü vs... de olabilirsiniz.



öncelikle, genel yayın yönetmeni başlığında da anlatıldığı gibi, öyle zengin içerikli, bilgi taşıyan, yoğun ve dolayısıyla toplumun geniş kesimleri tarafından zor okunacak yazılar yazma gibi bir amaca sahip olmamalısınız. böyle bir amacınız varsa da bir kenara atın, unutun, hiç olmamış gibi farzedin. yazdığınız yazılar, bilgisayarın başında çay içip simit yiyen üniversiteden sonra ciddi hiçbirşey okumamış mutsuz orta kesimin herhangi bir bireyinin sabah işe geldiğinde uykulu gözlerle anlayıp sindirebileceği düzeyin üzerine çıkmamalıdır. bunun sırrı, geniş boşluklar, kısa tümceler,

birbirini tekrarlayan sözcükler, tümce aralarında bol boşluk ve bolca noktalama işaretlerinde saklıdır. örnek vermek gerekirse:



ekonominin kötü gittiğini düşünenler fena halde yanılıyorlar! .... ?



evet.



yanılıyorlar. yanılıyorlar çünkü... !<>!



çünkü herşey yolunda. evet yolunda. geçen gün şoförüme dedim ki, çek oğlum dedim.. çek nişantaşına götür beni, çıkar şu pis gecekonduların arasından. allah kahretmesin..paçama çamur bulaşmıştı. o çamur ruhuma bulaşmıştı. çamur..gecekondu. fakirlik. ah.

nişantaşında hobarey var. sahibi muzi baklava çok yakın dostum olur, birlikte montecarlo rallisine katılmıştık, öyle yakın yani. muzi dükkanı büyütmüş. hemen üstüne bir fusion restaurant açmış, hani space concept var ya, paris'te moda şimdi. karşı kaldırımda avrupanın en ünlü mağazaları. işıl işıl. şırıl şırıl. kaçıl kaçıl. gözlerim doldu. dedim ki işte..."



bir sonraki hamle saldırıyı öğrenmektir. bunun için önce cansız cisimler üzerinde talim yapılması yerinde olur:



"o köprünün hali ne öyle? avrupada artık böyle köprü kalmadı. hepsi köprülerini çiçek desenleri ile süslüyor, rengarenk yapıyor. golden gate'in fatih sultan mehmet köprüsünden ne farkı var? biz de köprümüzü kırmızıya boyasak istanbula gelen turisti 34'e katlarız. evet katlarız. buradan karayolları genel müdürlüğüne sesleniyorum...."



"hödere bulvarından yukarı çıkarken solda gördüğüm otel sinirimi bozuyor. o otelin yıkılması gerekir. böyle otel dünyanın hiçbiryerinde kalmadı artık....



"neden belediye taksime çıkan yolları meydanın üstünden geçirmez ve meydanı döner büfeleri ile donatmaz ki? döner bizim milli yiyeceğimiz?"



"artık şehirlerde nehir boğaz modası kalmadı. bu trafik sorunu ile uğraşacağımıza neden boğazın üstünü kapatıp otoyol yapmıyoruz? buradan büyükşehir belediye başkanına sesleniyorum."



sonraki aşama insanlara, kurumlara saldırmaktır. özellikle seçilecek hedeflerin karşılık veremeyecek durumda olması tercih edilir:

" dün sultanahmet'de adının yonk olduğunu duyduğum çinli turist bana dil çıkardı. bu terbiyesizliğinin cezasının verilebilmesi için köşemde fotoğrafını yayınlıyorum ve polisi göreve çağırıyorum."



"vatandaşın parasını çarpıyorlar. gubara holding'in bütün mallarına el konulmalı, gazetesi bize verilmeli, otomobillerine ben binmeliyim, bu ülkenin tek özel sektör kuruluşu da bizim holdingle boynuz holding olmalı. ayrıca tek gazete, tek kanal yeter de artar bile. sıkıysa gelsin gubara holding başkanı jim gubara, mahalleden geçemez be. kendisinin kulakları da asimetriktir ayrıca"



"şerefsiz hakem yine rezil etti bizim takımı. ben bunu yazmıştım zaten dün."



bütün bunların ardından tecrübe edilmesi gereken, büyüklük kompleksidir. hayatın içinde olup biten herşeyin kendi kaleminden çıktığını iddia etmek saldırgan gazeteciliğin olmazsa olmazlarındandır:



"biliyorsunuz benim yazılarım sayesinde amerika irana saldırmaktan vazgeçti."



".. bu tip davetlerde smokin giymenin uygun olmadığını yazdıktan sonra bakıyorum da falan filan davete kadife bir takımla gelmiş. "



"başbakan aradı, gazetedeki yazımı görmüş, konunun farkındayım, üzerine gideceğim dedi."



"çinli hayranlarımın varlığından haberdardım ancak dün gelen mektup bili bülü..."

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176