Gemi mühendisi olacaktı oyuncu oldu

Halit Ergenç, "Eğer gemi mühendisi olsaydım o zaman hayat John Lennon'ın dediği gibi, ben o işle uğraşırken akıp giden şey olacaktı" diyor.

banner227

Gemi mühendisi olacaktı oyuncu oldu

Halit Ergenç, "Eğer gemi mühendisi olsaydım o zaman hayat John Lennon'ın dediği gibi, ben o işle uğraşırken akıp giden şey olacaktı" diyor.

28 Mart 2007 Çarşamba 01:39
2379 Okunma
Gemi mühendisi olacaktı oyuncu oldu

Gemi mühendisi olacaktı oyuncu oldu

Kanal D'de ekrana gelen "Binbir Gece" dizisinin yakışıklı oyuncusu Halit Ergenç, İTÜ Gemi Mühendisliği'ni ikinci sınıfta terk ettikten hemen sonra Mimar Sinan Üniversitesi Opera ve Müzikal bölümünü bitirdi. Ergenç, "Eğer gemi mühendisi olsaydım o zaman hayat John Lennon'ın dediği gibi, ben o işle uğraşırken akıp giden şey olacaktı" diyor.

Babasının tiyatro sanatçısı olmasına rağmen ilk başlarda bu işi reddeden Halit Ergenç, İstanbul Life dergisinin mart sayısında, neden gemi mühendisliğini seçtiğini şu sözlerle anlattı: "Benim aslında özenebileceğim babam vardı. Babam tiyatro sanatçısı, aynı zamanda müzisyen, besteci. Çok yönlü bir insandır o da. Fakat nedense bir şekilde o kısmı reddettim ben başlangıçta. Benim için bir iki model vardı ailemizin içinde. Böyle mühendis, işadamı gibi... Görüntü olarak hoş, güzel bir tablo çiziyorlardı benim için. Önce oraya özendim. Yapabildiğim bir şeydi matematik. Benim için zor değildi. Fiziğim çok iyiydi. Gittim, girdim okula. Okudum ilk sene. Gemi mühendisliği benim 5. tercihimdi sınavda. İlk basta Nükleer Enerji Mühendisliği falan vardı. Bu tercihimin sebebi benim denizi seviyor olmamdı. Hem mühendis hem deniz, gemiler... Ama bölüme girdim, bir baktım, bütün mühendisler denizden uzak yaşıyor. Tersanelere gittim. Gördüm ki bana göre değil. Bir yandan içimde vahşetin çağrısı gibi, şarkı söyleme isteği beni delirtiyor. Lisede söylüyordum çünkü. Hep söylerler sahneye çıkmak çok farklı birşey diye. Evet tiyatro sahnesine çıkıp oyun oynamak inanılmaz büyük bir haz. Ama sahnede şarkı söylemek gibisi yok. Şarkı söylediğiniz zaman seyirciyle sadece siz, birebir ilişki kuruyorsunuz. Bunun etkisi başka hiçbir şeyde yok. Çok sevdiğiniz birisi ile çok uzun, çok tatlı sohbet etmek gibi. Kimseye haber vermeden ikinci senemde hiç okula gitmedim. Bitmişti benim için. Oradan da konservatuvara girdim. Ne annem bildi, ne babam. Babama söylediğimde 'Sen ne yapacağını bilmiyorsun, maymun iştahlı' dedi. Sonra opera bölümü, oradan müzikal, o sırada İstanbul Devlet Operası’nda müzikal oyunlar, ufak tefek diziler, dans dersleri... Hepsi aynı amaca hizmet etti. 'Ben ne yapıyorum' dedim bir ara. Fark ettim ki sırtımda bir çuval var ve içine habire bir şeyler dolduruyorum daha sonra kullanmak üzere, alet edevat toplar gibi. Öyle bir dönemdi. Hala şarkı söylemeyi çok istiyorum. Bir zaman, bir yerlerde depreşecek. Oyunculuğu çok seviyorum. Dizi oyunculuğu son 5 senede benim tanınmamı sağladı. Ama şarkı söylemek bir başka benim için..."

New York'ta yalnız biri

"Dedem, Gofret ve Ben" adlı dizide Zeki Alasya ile birlikte oynarken birden bire New York düşü kuran genç oyuncu, New York macerasını hayalkırıklığı olarak nitelendiriyor: "O dizilerde oynarken bir şey beni huzursuz ediyordu. Tatmin olmuyordum. Açıkçası bu işin burada iyi yapılamadığını düşünüyordum. Sahneye çıkıp müzikal yıldızı olmalıyım. Çünkü o benim içimde o sırada yanan bir ateşti. Dönem dönem çeşitli ateşler yanıyor. Gittim Amerika’ya. İşin hiç dışarıdan göründüğü gibi olmadığını anladım. Oradaki insan ilişkilerini -ki benim için en ön planda olan oydu- benimseyemedim. Adamakıllı ilişki kuramadım insanlarla. Bana çok yüzeysel geldi birçok şey. Çok zor orada dost bulmak, arkadaş bulmak. Bir de New York'taydım. İnsan çok yalnız kalıyor. Defalarca prova yaptığımız bir arkadaşımın evine geçerken uğradım. 'Eee, ne oldu, niye geldin' dedi. 'Napıyorsun, vaktin var mı' dedim. 'Yok, kusura bakma yalnız kalmak istiyorum' dedi. Tamam, olabilir. Ama tavır o kadar enteresan ki. Herkesin orada 'personal space' dedikleri kişisel bir alanı var, fakat o alan o kadar geniş ki. Kimseyi ne içlerine sokuyorlar, ne de kendileri başkalarına bulaşıyorlar. Bir yandan da 'yalnızız' diye bağırıyorlar. O zamandan beri de gitmedim bir daha Amerka'ya, hiç içimden gelmedi.

Kaynak: Hürriyet

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
2007-03-28 14:43:51

demek ki biz gemi mühendislerinin hayatı biz bu işle uğraşırken akıp giden şey. Birileri bu işide yapmalı, bu işi yapmadanda yapılan işin güzelliğini kimse anlayamaz...

Avatar
İSMAİL KAYA 2007-03-29 14:22:06

Sonucta oyuncular hayatin zorluklarini tasiyan insanlari canlandiriyorlar.

Gemi muhendisleri; dunyayi kucuk kilan ulasim araclarini tasarlayarak dunya dinamikleri ile basa cikacaklar araclari ortaya koyuyorlar. Boylece hem ticaret gelisimine hem de insanlarin ulasimini dunyanin obur ucu dahi olsa hayal olmaktan kurtariyorlar. Hangisi daha kolay, yada zor? Rol yapmak mi -mis gibi davranmak mi-, yoksa gerceklerle ugrasip dinamik hesaplari yapip tonlarca agirliktaki ve milyarlar degerindeki tasin altina elini koymak mi??? Akip giden zamanin icinde bulunarak kimin katma degeri daha yuksek??



Hangi oyuncuki; ampulu bulan Edishon, matbaayi bulan; Johannes Gutenberg, verem asisini bulan; Robert Koch, yada mimarlar mimari Mimar Sinan kadar unutulmaz olabilir ki?



Bence adami formuller ile ugrasmak kasmistir. Bilmem kimin soyledigi sozun arkadisina saklanarak 2. sinifta biraktigi Gemi Muhendisligine de bir kilif buluvermis. Bence kendini inandirmaya calisiyor. Beni degil. Ya seni ve senin meslektaslarini????? (Bu arada ablamın bu sorusu bana, bende denizciyim)

Avatar
artin gonuryan 2007-03-30 14:02:46

bakıyorumda muhendıs arkadaslarımın hepsı bu adamın bır zamanlar bızım aramızda bulunmasından rahatsız.tabıkı meslek zor derseler zor ozverı gerektıren bır bolum herkes basaramaz,ama bu demek degıldır kı bu adamda bu meslegı basaramadıgı ıcın okulu bıraktı.bu ıse kendını vermıcekse zaten yapmasının bı anlamı yokkı.gemı denız tutkudur bızım ıcın demekkı onun ıcın degılmıs.emınım sahnede onun ıcın tutkuymus.oda oraya kaydırmıs kendını.hee dıyecekesınızkı kaydı sahneyede neoldu.oda tartısılır tabı.ama okulu bırakıp gıttı dıye adama salak muamelesı yapmamız yanlıs olur.ınanın bende okulu bır cok kere bırakmayı cok dusundum.cunku zor bır sanattır bızımkısı.ben olaya bu acıdan bakıyorum.yargılayıp yaktınız engızısyonda adamı:)

saygılar herkese

Avatar
murat birecik 2007-03-28 16:22:52

gemi inşa mühendisleri odası başkanı ve can arkadaşım

sn. sadullah demir de, senarist olmak istiyordu. lakin, babasının baskısıyla, itü'ni kazanarak, sanat hayatına veda etti...



sevgili sadullah; it never is too late (hayatta hiç bir şey

için çok geç değildir)



saygılarımla

murat birecik

kimya mühendisi

Avatar
murat birecik 2007-03-29 15:01:50

mühendis arkadaşlarım, kardeşlerim.



aliye dizisinin, müteahhit sinan'ını amma da ciddiye almışsınız, yahu! adam'ın, maçası sıkmamış, yüksek matematik ile termodinamik ile boğuşmayı, kaçıvermiş kolay bölgelere...



saygılarımla

murat birecik

kimya mühendisi

(iü kimya fakültesi)

Avatar
muart yaşar halil aytac 2007-04-02 23:38:23

halit ergenç e kesinlikle hak veriyoruz.bizcede en güzelini yapmış..

Avatar
mehmet akay 2013-01-27 19:45:02

evet abi biraz doğru söylemiş.bu yorum tüm mühedislik disiplinleri için değil ama özellikle bir kaçı için, ki buna gemi inşa mühendisliği deniz ulaştırma müh de eklenebilir ,bu yorumlar paylaşılabilir.bunla r biraz özel segmentler herkesin yapamayacağı işler toz duman pisliğin içinde ömür çürütmek demek.ama bir elektronik bir bilgisayar ya da iyi yerden mezunsan bir makine mühendisi aptal da değilse voleyi vuruş demektir.yukarıda bir yerde yüksek matematik denmiş gemi de yüksek matematik yoktur.temel matematik le başlayıp diferasiyel denk le biten 3 bölüm biten klasik matematik var.yanlış bilgilendirme olmasın

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176