Liman başkanından resim sergisi

Murat Yıldız; Denizcilik Müsteşarlığı Fethiye Liman Başkanlığı görevinde bulunuyor. Sanatçı kişiliği ile ön plana çıkan Murat Yıldız, 9. kişisel sergisini Fethiye'de açıyor.

banner227

Liman başkanından resim sergisi

Murat Yıldız; Denizcilik Müsteşarlığı Fethiye Liman Başkanlığı görevinde bulunuyor. Sanatçı kişiliği ile ön plana çıkan Murat Yıldız, 9. kişisel sergisini Fethiye'de açıyor.

22 Mart 2006 Çarşamba 18:29
2306 Okunma
Liman başkanından resim sergisi

Kaptan Murat YILDIZ KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesinden mezun olmuş. Yaklaşık 8 yıl gemilerde görev yapan sanatçı genellikle canlı ve temel renkleri kullandığı ve denizi anlatan mavi tonları ustalıkla kullandığı gözlenmekte.

Mavi tonlardaki arka fon üzerine işlediği soyut kompozisyonlarda ise genellikle"sevgilinin gizli yüzü" bulunuyor. Resmi tuval üzerine boyalarla yazılan şiir olarak değerlendiren sanatcı, denizi ve denizcinin hayatını, özlemlerini işliyor. Sanatçı-Liman başkanı Murat Yıldız'ın bazı eserleri  www.kaptanmurat.com  adresinde bulunuyor.

Aşkına hizmet eden başkan

Bugünlerde 9. kişisel sergisini Fethiye´de açıyor.

Pek de alışıldık bir durum değil, hem denizcilik okuyup hem denizcilik yapmış birinin Liman Baskanlığı yaptığı.

Ve üstelik sanatçı ruhu hep ön planda. Şiir yazıyor, resim yapıyor, dans ediyor.

Bugüne kadar .... kadar karma sergiye katılmış. Japonya´da bir sokak sergisi açmış bir de kişisel sergi. Diğer sergileri ise daha çok Ankara, Konya ve Marmaris´te gerçekleşmiş. Istanbul´daki ilk sergisi .......

Ressam 1968 yılında Havza´da doğmus. Deniz Bilimleri okumuş, yaklaşık 8 yıl gemilerde görev yapmış, bu nedenle okyanuslar aşmış bir çok farklı kültürlerle tanışmış. En büyük aşkını maviyle yaşamış, hayatında herşeyi denizle bütünleştirmiş.

Aşkına hizmet eden başkanla resimleri üzerine söyleştik.

.......

Yemek yiyorduk, bir kaç saat öncesinde sözleşmiştik bu röportaj için.

Mavilerde boğulmak gerekli diye başladı söze....

Neden mavi?

“Oldu mu mavi olacak,
Mavi ama harbi mavi.
Her tonunu taşıyacak mavinin.
Kokladın mı mavi mavi kokacak.
Dokundu mu masmavi kesilecek
Ve alıp götürecek seni maviliğe.
Yudum yudum içecek,
Nefes nefes çekeceksin bu maviliği
Dedik ya,
Oldu mu mavi olacak.”

Şiirle başladık ama öyle ya, biz resim için söyleşi yapmak üzere buluşmuştuk. Maviyle başladık, çünkü mavi hakimdir bütün resimlerinde, ama her sorunun cevabı bir şiir. Ressamımız şair aynı zamanda, hem kaptan hem de Başkan!

Ne zaman nasıl oldu, nasıl başladı boya fırça tanışıklığı?

     -  Orta okulda resim dersinde, hep bir konu üzerinde çalışırdık. Ögretmen bir tek beni serbest bırakırdı “sen istediğini çalışabilirsin Murat”

     Nasıl ortaya çıktı bu mavi tutkusu?

     - Gökyüzünü seyrederdim o sıralar, denizin mavisiyle henüz tanışmamıştım.

Öyle anlaşılıyor ki, gercek aşk deniz. Denize olan aşkını anlatacak her yolu seçmişsin. Oysa suyla tanışıklık denizle değil, Yeşilırmakla, Havza’da, doğup büyüdüğün yerde başlıyor, öyle değil mi? Bir Yeşilırmak aşığı olan Tersakan suyla tanıştırmış seni. Öyle anlaşılıyor şiirlerinden. Ve Tersakan o kadar etkili olmalı ki, okyanuslar ötesine kadar fırlatmış seni.

“Tersakan,
Çocukluğum sohbetle geçti senin kıyılarında...
.

Bu aşkla Deniz Bilimleri okudun üniversitede. Mavinin teorilerine daldın yani. Peki nasıl gidiyordu, resim yapıyor muydun bilim çalışırken?

     - En yakın arkadaşlarım benim resim yaptığımı yıllar sonra sergilerimle öğrendiler. Hayır, hiç resim yapmadım.

Peki şiir? Şiir yazdın mı?

- Sadece bir defa
“Kantindeki kıvırcık saçlı kız
Gözlerinin tatlı derinliğine dalabilsem,
Ama korkuyorum, ya boğulursam!
En iyisi gamzelerinde kulaç atmak,
Çünkü yorulduğumda,
Dudaklarının altındaki bene çıkar dinlenirim..
”                              

Sonra kaptanlık yapmaya başladın. Hep özlemini duyduğun okyanusları aştın. Okyanusları aşarken hiç resim yaptın mı?

     - Hayır maalesef. Bu benim hayatımdaki tek keşkemdir “Keşke resim yapmış olsaydım da, gittiğim her ülkede sokak sergisi açsaydım. Bunu sadece Japonya’da yapabildim. 2003 yılında 7 ay için görevli olarak gitmiştim. Bu süre içerisinde 23 tablo yaptım ve Yokohama’da ...... Parkı’nda keşkemin sancısını az da olsa dindirme şansı bulabildim.”

Sonra birdenbire memurluğa başladın Ankara`da, Denizcilik Müsteşarlığında. Denizlerden sonra hem Ankara hem de memurluk, tamamen susuz bir hayat. Zor olmadı mı bu?

- Bir denizci karada yaşamanın keyfini çok iyi bilir. Bir yere gidip oturmanın, çay sipariş etmenin tadını çok iyi çıkarır. Bir denizci yaşadığı yeri süslemeyi bilir.

Resim yaparak mı başladın yaşadığın yeri süslemeye?

     - Evet, uzun süren ayrılıktan sonra özlem gidermenin en iyi yolu maviyi tabloya dökmekti. Mavi boyanın içine dalmak elini yüzünü boyamak, artık gidemediğin, özlemini duyduğun okyanusların içine dalmak için evine getirmek gerekiyordu.

Sonra sergilerin başladı. Resimlerinin başka gözlerle buluşması daha sonraki çalışmalarında izleyici kaygısı yarattı mı?

- Sabah kalktığım zaman ilk işim akşam yaptığım resme bakmak olur, resim bana gülümsüyorsa bitmiştir. Gülümsemiyorsa yeniden başlarım. Hiç kimse şairin yazdığı şiiri okumaz, herkes kendi şiirini okur. Bu, resimlerde de böyledir. Eşime bir arkadaşım neden taa uzaklardan kalkıp buraya geldiğini sormuştu bir gün. O da “çünkü onun yaptığı resimlerini gördüm” dedi. Bu hayatımda aldığım en büyük iltifattı.

Denizciler denizi kadınlara benzetir. Bazen ipek gibi yumuşak ve sakin, bazen de hırçın, yırtıcı bir pantere dönüşen kadın. Denizin bu iki zıt karakterini nasıl yorumluyorsun?

- Denizciler, o kadının çocuklarıdır.

Bir deTango var hayatında. Hatta benim en çok duyduğum bu olmuştu ağzından. Bu da Ankara´da başlıyor, uzaklara özlemin diğer bir uzantısı gibi / denize olan özlemi gidermek için yapılanları tamamlayıcı bir unsur gibi. Aslında senin icin tango da bir mavi diyebilir miyiz? Çünkü, şimdi anlıyorum ki, tangoyu gözümün önünde canlandırınca “aşk, fırtına, dalga, ardından gelen durgunlukla kıyıya yanaşmak gibi, ani bir sakinlikle biten hareketlerden oluşuyor sanki.”

- ...... Bana sorarsan aşkın rengi mavi. Tango ise mavinin bütün derinliğini anlatıyor.

Kısacası başkanım, bu bir aşk! Sadece deniz aşkı! Öyle bir aşk ki; onu anlatan her şeyi öğrenmek, onun gibi yaşamak gerektiğine inanmak bu! Ve öyle de yapıyor..

Şimdi de bir yılı aşkın süredir Fethiye’de Liman Başkanlığı yapıyorsunuz. Burada yaşayan yerli yabancı herkes tatlı bir şaşkınlık içinde dedikodunuzu yapıyor “Hiç böyle bir Liman Başkanı görmedik; samimi, arkadaş, beyfendi, çalışkan, çözüm odaklı, yenilikçi ve bizden, ve hep aynı- çizgisini hiç bozmadan”

Bu başkanlığın öyküsü nedir?

-          Karada yaşamayı sevdim. Ve klasörde dosya tamamlama noktasına gelince, daha üretici olabileceğim bir şey yapmak istedim. Müsteşarlıkta Liman Başkanlığı çok önemli bir görev. Sorun ve ihtiyaçları tespit etmek ve çözüm üretmeyi gerektirir. Bütün bunların güzel bir ilişki olduğunu düşünüyorum. Düşünsenize, düne kadar denizdeki adamdım, şimdi de ona hizmet eden adamım.

“Belki de küçük yerde yaşamayı merak ettim” diye ekliyor. Ve hemen ardından diğer bir belki geliyor “belki de uzun süre aynı yerde yaşamaya alışık değilim, bahaneydi Ankara’dan ayrılmak için”

Bundan henüz emin değil ama gerçek olan bir şey var ki, Fethiye başkanıyla mutlu.

Peki başkanım, deniz özlemi bu güzel koya taşınınca biraz olsun dindi mi?

-          Hala resim yapıyorum ve hala şiir yazıyorum

     Dedik ya,

     Sakinliğimiz Albatros,

      yüreğimiz yunus,

     öfkemiz kasırga,

     tek ve hür

     tek ve yalnız

     Denizciyiz yani

Röportaj-Haber:Güldeniz KUTLAY-Fethiye

DenizHaber.Com

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176