Dünyanın En Güzel Sözcüğü: "Yakamoz"

2 bin 500 kelimenin göz önünde tutulduğu yarışmada, Türkçe ''Yakamoz'' sözcüğü, 3 kişilik jüri tarafından dünyanın en güzel sözcüğü olarak belirlendi.

banner227

Dünyanın En Güzel Sözcüğü: "Yakamoz"

2 bin 500 kelimenin göz önünde tutulduğu yarışmada, Türkçe ''Yakamoz'' sözcüğü, 3 kişilik jüri tarafından dünyanın en güzel sözcüğü olarak belirlendi.

26 Ekim 2007 Cuma 01:00
3721 Okunma
Dünyanın En Güzel Sözcüğü:

DÜNYANIN EN GÜZEL SÖZCÜĞÜ ''YAKAMOZ''

BERLİN - ''Yakamoz'' sözcüğü, dünyanın en güzel sözcüğü seçildi.

Almanya'nın başkenti Berlin'deki Dış İlişkiler Enstitüsü tarafından düzenlenen, 60 ülkeden yaklaşık 2 bin 500 kelimenin göz önünde tutulduğu yarışmada, Türkçe ''Yakamoz'' sözcüğü, 3 kişilik jüri tarafından dünyanın en güzel sözcüğü olarak belirlendi.

Bu konuda yapılan açıklamada, ayın sudaki yansımasını ifade eden ''Yakamoz'' sözcüğünün, orijinalliği, anlamı ve kültürel önemi açısından birinciliğe layık görüldüğü bildirildi.

Yarışmada ikinciliği, horlamak anlamına gelen Çince ''Hu lu'' kelimesi kazanırken, üçüncülüğü de Afrika'daki Luganda dilinde ''düzensiz'' anlamına gelen ''Volongoto'' sözcüğü elde etti. (AA)

DenizHaber.Com

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali Cömert 2007-10-26 15:29:25

Haberde kullanılanan fotoğraftaki ışık yakamoz değil. Yakamoz haberde de doğru olarak belirtildiği gibi fosforlu bazı organizmaların veya maddelerin suda oluşan bir hareket sonucu (örneğin çekilen küreklerin suya değmesiyle suda ve küreklerden düşen damlalarda oluşan) insanda hayranlık ve şaşkınlık oluşturan parıltılardır. Bir yansıma değil fosforlu maddeler nedeniyle suda oluşan ışıktır. Halbuki, ayın, güneşin veya şehir ışıklarının suya yansıması ile oluşan ışığa verilen isim ise "şavk" tır. Tabi kabul etmek gerekir ki yakamoz fotoğrafı da bulmak çok kolay değildir.

Avatar
Editör 2007-10-26 16:05:30

Anadolu Ajansı'nın haberinde "Ay ışığının sudaki yansıması" olarak verilmiş.

TDK Sözlüğünde şöyle ifade ediliyor:

"yakamoz- isim Rumca

1 . Denizde balıkların veya küreklerin kımıldanışıyla oluşan parıltı:

"Yakamozlar saçarak her tarafından fenerim / Çifte sandal, yüzüyorduk; o yüzer, ben yüzerim."- M. A. Ersoy.

2 . Biyolojik ışık üretme özelliğine sahip, akıntı ve rüzgârlarla sürüklenen ve bir şeye dokunduğunda ışık veren deniz hayvanı."



Şavk ise ay ışığının denize vuruşu değildir. Şavk arapça bir kelime olup ışık demektir. "Şavkı vurmak" deyimi belki ay ışığının denizde yansıması anlamında kullanılabilir. Ama başlıbaşına o anlama gelen bir deyim değil.











Avatar
Ali Cömert 2007-10-27 01:02:18

Ay ışığı veya diğer ışıklar olduğunda yakamoz görünemez, bu ışıklar tarafından bastırılır. Şavk sözcüğü köken olarak ışık anlamına gelse de dilimizde bu günkü kullanımında daha çok şavkı düşmek, şavkı vurmak deyimleriyle bilinir, ışığın suda yansıması anlamında da kullanılır. Ayın ışığının suya yansımasına yakamoz demek yanlıştır. Fakat ayın şavkı demek yaygın ve yerleşik bir ifade tarzı olarak doğrudur ve su üstünden yansıyan ay ışığı anlamındadır. Yakamoz ve şavk sözcükleri ile ilgili bazı bilgileri aşağıda belirttiğim kaynaklardan derledim. Konuya merak duyanların ilgisini çekebileceğini düşünüyorum:



Ay ışığının suya yansıması ile karıştırılan yakamoz uyarıldığında ışık saçan tek hücreli bir deniz canlısıdır. Denizin ateş böceği olarak da düşünülebilir çünkü iki canlının biyolojik olarak ışık saçması (Biyoluminesans) onları özel kılar. Boyut olarak küçük olan bu canlının birçoklarının bir araya gelip, ışık saçmasına da yakamoz denir. Yakamozun gözlemlenebilmesi için diğer ışık kaynaklarının (Güneş, Ay ve Şehir ışıkları) yakamoz ışıklarını bastırmaması gerekir. Yakamoz oluştuğunda denizde uzun floresan lambalar yanıyormuş gibi gözükür. Noctiluca scintillans balonsu bir görünüme sahip bir Ökaryottur. Diğer Ateşrengi alglerin gibi sert bir zırha sahip değildir ve balonsu bir görünümü vardır. İki kamçısından uzun ve yapışkan özelliği bulunanı ile deniz yüzeyine yakın seviyede avlanır. Rastgele hareketleri sonucu kamçısına yapışan diğer mikroskopik deniz canlılarıyla beslenir. Çapları 1-2 mm kadardır. İnce bir elek veya bir tül ile sudan ayrılıp büyük bir mercek ile incelenebilinirler. Genelde bölünme yoluyla çoğalan canlının çiftleşmesi de görülen bir olaydır. Yakamozu özel kılan ışıma olgusu luciferin-luciferaz enzim substrat çiftinin reaksiyonu sonucu oluşur. Bu kimyasallar sitoplazma içinde dağılmış halde bulunan binlerce küresel organelde saklanırlar. Söz konusu canlıların ışık saçması bir savunma mekanizması olarak düşünülmektedir. Saldırı altında kalan tek hücreli ışık yayarak, daha büyük avcıların kendisine saldıranı fark etmesini sağlar. Bu özellik balıkçılar tarafından da kullanılır. Bazı balıkçı teknelerinde yüksek bir direk ve bu direğin ucunda oturulacak bir yer vardır. Gırgır motorlarının köprülerinin çok katlı ve en üst kattan bile kumanda edilebiliyor olmalarının bir sebebi de budur. Balıkçılardan biri buraya oturarak ay olmayan geceleri balıkların yakamoz yaparak geçtikleri yolları görüp dümenciyi yönlendirirler veya doğrudan kendileri tekneye kumanda ederler. Yine yakamoz ışığı dolayısıyla Lüfer avlarken Lüks ışığı kullanılır; ışık balık gelsin diye değil misinanın değdiği, yakamozların çıkardığı ışıktan Lüfer korkmasın diye Lüks ışığı kullanılır. Lüks ışığı yakamoz ışığını bastırdığından Lüfer`in misinayı fark etmesini engeller.



Özetle:





• Nedense birçok kişi yanlış bilir, Yakamoz Ayin ışığının suya, denize vuran şavkı değildir. Onun adı ayın şavkıdır.

• Yakamoz aksine Ay olan gecelerde olmaz.

• Yakamoz bir canlıdır, Latince ismi Noctiluca Milliaris olan bu canlı ayni bir ateş böceğinin denizde yasayan versiyonudur.

• Limunisans maddesini vücudunda barındıran bu canlıya dokunulduğunda bir ışık saçar.

• Bu canlı bir planktondur, yani milimetrik boyutlarda bir canlıdır.

• Bunlardan milyonlarcası bir araya geldiğinde geceleri bir kayık geçerken veya bir balık sürüsü geçtiğinde bu canlılara çarparak ışık çıkartmalarını sağlarlar.

• Bu yüzden balıkçı sandallarında yüksek bir direk ve bu direğin ucunda oturulacak bir yer vardır. Balıkçılardan biri buraya oturarak ay olmayan geceleri balıkların yakamoz yaparak geçtikleri yolları görüp dümenciyi oraya yönlendirirler. O yüzden Lüfer avlarken Lüx ışığı kullanılır.

• Işık balık gelsin diye değil misinanın değdiği yakamozların çıkardığı ışıktan Lüfer korkmasın diye Lüx ışığı ile yakamoz ışığını öldürmek için kullanılır.

• Yakamoz (eğer göreniniz varsa bilir) olağan üstü bir şeydir, Yakamoz olduğunda denizde uzun florasan lambalar yanıyormuş gibi olur. Ama bunun için ay ışığı olmaması gerekir.

• Ay ışığında (daha baskın olduğu için) göremezsiniz.



Şavk sözcüğü köken itibariyle her ne kadar ışık (nur, ziya, parıltı….) anlamına gelse de, bugünün Türkçesinde yaygın kullanılış şekli ana kaynağından çıkan ışıktan çok yansıyan ışık anlamındadır. Kelimeye bu anlamın yüklenme nedeni uzun yıllar yaygın olarak kullanılan şavkı düşmek, şavkı vurmak gibi deyimlerin kelimenin kendi başına kullanımından daha yaygın olmasıdır. Bu çağrışım sonucu kelimenin kendi başına da ışık yansıması anlamına gelecek ifade tarzında kullanımı yaygınlaşmıştır. Gerek düz yazı gerek şiir dilinde edebiyatımızda ve günlük konuşma dilimizde de örnekleri çokça görülmektedir.



Dil Derneğinin sözlüğünde şavkı vurmak deyimi “bir şeyin ışığı yansımak” olarak verilmiş ve örneklenmiştir: “Ayın şavkı vurmuş sazım üstüne / Gel ey hilal kaşlım dizim üstüne.” -S. Ali.



……………………………

……………………………



bir zamanlar bir balık vardı;

yağmur mezarlığında.

bir zamanlar maviydi su;

Deniz ile Ay'ın dansında.

ve oynardı iki ayrı balık;

çocuğu şavk olan bu aşkın ortasında...



” Yeliz Şenay’ın “BaLıK; DeNiZ ile aY'ıN AŞKıNa TaNıK” isimli şiirinin bir bölümü”





Kaynaklar:

• [http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ettikleriniz/yazici_dostu.php?kategori_id=2&soru_id=254 TÜBİTAK Bilim ve Teknik]

• Eckert R, Reynolds GT (1967 May), [http://www.jgp.org/cgi/content/abstract/50/5/1429 The subcellular origin of bioluminescence in Noctiluca miliaris]

• http://www.mikroskopie-muenchen.de/noctiluca.html

• http://www.microscopy-uk.org.uk/mag/indexmag.html?http://www.microscopy-uk.org.uk/mag/art98/nocti.html

• http://micro.magnet.fsu.edu/featuredmicroscopist/vanegmond/noctilucadarkfieldsmall.html

• http://www.denizce.com/yakamoz.asp

• http://www.dildernegi.org.tr

• http://ansiklopedi.turkcebilgi.com

Avatar
Nuri Bilen 2007-10-27 01:02:27

yakamoz'u en guzel halikarnas balikcisi betimlemistir. akdeniz'in adinin sebebi de bu yakamozdur. bir cok hiyar ayin savkini sevgililerine " aaaa, bak yakamoz" diye gosterir; siz yapmayin boyle.

su icinde isik biriktirebilen tekhucrelilerin total yansima halinde isildamasi.latince adi noctiluca milliaris olan ve ates boceginin denizde yansiyan halidir. limunisans maddesini vucudunda barindirdigindan dokunuldugunda isik sacar. yarim mmlik boyu vardir.

aysiz gecelerde zifiri karanlikta suyun devinimi ile kendini belli eden yesil fosforlu isik sacan canlilar.

yakamoz, alglerin (plankton) hareket ettiklerinde ortaya çıkan kinetik enerji sebebiyle ışımalarından başka bir şey değildir, gece dalışı yapan dalgıçların en büyük zevki fenerleri kapatıp elleri sallamak ve oluşan yakamozun tadını çıkarmaktır. alg açısından zengin sularda görülmesi haliyle daha muhtemeldir.

yakamozlu bir ortamda denize girmek gibisi yoktur.

yakamoz ayin isiginin suya, denize vuran savki degildir. onun adi ayin savkidir.yakamoz aksine ay olan gecelerde olmaz. yakamoz bir canlidir, latince ismi noctiluca milliaris olan bu canli ayni bir ates böceginin denizde yasayan versiyonudur. limunisans maddesini vücudunda barindiran bu canliya dokunuldugunda bir isik sacar. bu canli bir planktondur,yani milimetrik boyutlarda bir canlidir. bunlardan milyonlarcasi bir araya geldiginde geceleri bir kayik gecerken, veya bir balik sürüsü gectiginde bu canlilara carparak isik cikartmalarini saglarlar. o yüzden balikci

sandallarinda yüksek bir direk ve bu diregin ucunda oturulacak bir yer

vardir. balikcilardan biri buraya oturarak ayolmayan geceleri baliklarin

yakamoz yaparak gectikleri yollari görüp dümenciyi oraya yönlendirirler. o yüzden lüfer avlarken lüx isigi kullanilir, isik balik gelsin diye degil misinanin degdigi yakamozlarin cikardigi isiktan lüfer korkmasin diye lüx isigi ile yakamoz isigini öldürmek icin kullanilir. kelimeleri harcarken yanlislara düsmeyelim. esasinda yakamoz (eger göreniniz varsa bilir) olagan üstü bir seydir, yakamoz oldugunda denizde uzun floresan lambalar yaniyormus gibi olur. ama bunun icin ay isigi olmamasi gerekir. ay isiginda (daha baskin oldugu için) göremezsiniz. o kadar muhtesemdir ki, o anda tüm romantizim biter sanki uzaylilar gelmis gibi denize yönelirsiniz. birde yakamozlu ve ay isiksiz gecelerde denize girince piril piril uzayli gibi olursunuz.

yakamozun ay ile yakindan uzaktan alakasi olmadigini burada tekrar belirtme ihtiyaci duyuyorum. ozellikle aysiz, ve gemilerden ya da kiyidan akseden isiklar yokken gecenin zifiri karanliginda (yildizlari saymazsak haliyle) girilen guney denizlerinde el kol sallayarak cevreyi aydinlatmak kesinlikle mumkun oldugu gibi, gayet de zevklidir.

Avatar
Naif Zoka 2007-10-27 01:09:05



Denizdeki Yakamozun Sırrı:

Ostracodlar



Karayib Denizi'nde yaşayan ve ışık üreten birçok deniz hayvanından biri de, yüzlerce hatta daha fazla türü bulunan Ostracodlar'dır. Ostracodlar bir susam tohumundan daha büyük olmayan kabuklu canlılardır, fakat birçok canlının yapamadığı şeyleri yapar ve

vücutlarında ışık üretirler. Ostracodlar ışık saçan zerreleri üst dudaklarının içinde bulunan bazı bezlerden bırakır. Yalnızca erkek Ostracodlar ışık üretir. Her gece güneş battıktan yaklaşık olarak 1 saat sonra yüzlerce erkek Ostracod, dişileri kendilerine çekebilmek için ışık saçmaya başlar. Erkek Ostracodlar etrafta yüzerken arkalarında parıldayan noktalardan oluşan bir iz bırakır. Yakamoz olarak adlandırılan bu iz nedeniyle Ostracodlar'ın bulunduğu sularda binlerce küçük, parlak ışık yanıyormuşgibi olur.



Comb Jelly tıpkı deniz anaları ve deniz Anemonları gibi hassas canlılardandır. Genellikle mikroskobik bitkiler ve küçük deniz hayvanları ile beslenirler. Bazıları avlarını tıpkı balık oltası gibi suda hareket eden yapışkan dokunaçları ile yakalar. Bir türün ise çok geniş bir biçimde açılabilen ve diğer Comb Jellyler de dahil olmak üzere pek çok canlıyı yutabilen ağızları vardır. Comb Jelly' nin vücudunda sıra halinde ince tüyler bulunur. Bu tüylerini suda kendini ileri doğru itebilmek için kullanır. Bundan başka hemen hemen tümünün sırtında tıpkı dikiş yerine benzeyen, özel ışık üretebilen hücreler bulunmaktadır.

Türlerin de kendi içlerinde ilginç özellikleri vardır. Örneğin kırmızı Comb Jelly dokunulduğunda parlar. Aynı zamanda suya parıldayan, ışıklı taneler bırakabilir. Bu, düşmanlar için kullanılan bir şaşırtma yöntemidir.



Işıklı Mürekkep Balığı





Bir tür mürekkep balığı kimyasal olarak mavi-beyaz bir ışık üretir. Vücudu ve dokunaçları mücevhere benzeyen organlarla kaplıdır. Bu mürekkep balığının özelliği; kendisini kamufle edebilmek için ışığın rengini, yoğunluğunu ve çevresini kaplayan şeye göre açısını değiştirebilmesidir. Dişi mürekkep balıklarının çiftleşmeden önce erkeği cezbetmek için ya da kendisini koruma amaçlı ışık ürettiği düşünülmektedir. Yukarıdan gelen ışığa göre ayarlama yaparak kendilerini suyun içinde düşmanlarına karşı görünmez hale getirebilirler. Bazı mürekkep balığı türleri ise düşmanlarını şaşırtmak için suya parlak renkli bir mukus bulutu fırlatır.



Bu arada yaptıkları bu hareket sayesinde kaçmak için vakit kazanırlar. Bazı türler saatte 40 km.'ye varan bir hızla mürekkep fırlatabilir.



Mürekkep balıkları güçlü ve hızlı yüzen balıklardır. Hareket etme sistemleri de son derece şaşırtıcıdır. Vücutlarından içeri-dışarı su pompalayarak hareket ederler.Buraya kadar sayılan tüm özellikleri mürekkep balıklarındaki tasarımdan sadece birkaç örnektir. Bu örneksiz tasarım tüm evreni yaratıcı olan Allah'a aittir.



Gümüş Renkli Balta Balığı





Balta balığı ismini gümüş renkli, keskin şekilli ve baltayı andıran narin kuyruğundan dolayı almıştır. Balta balıkları küçük, parlak ve gümüş renklidir. Gün ışığının az olduğu zamanlarda, suyun yaklaşık 500 m. derininde saklanırlar ama geceleri beslenme amacıyla 300 m. kadar yüzeye çıkarlar. Diğer birçok derin deniz balığı gibi, karınlarının alt kısmında ışık üreten organlar bulunur. Bu organların içerisinde, kimyasal maddeler tepkimeye girer ve dışarıya gün ışığına uygun olan ve kendisini denizin aşağı kesimlerindeki düşmanlarından saklayan soluk, mavi bir ışık verir. Balta balığı, vücudunun altında mavimsi ışık yayabilen yaklaşık 100 kadar ışık organına sahiptir.



Bakterileri Kullanarak Işık Üreten Balıklar



Bazı balıklar ihtiyaçları olan ışığı bakterilerle sürdürdükleri ortak yaşam sayesinde üretirler. Örneğin adını vücudunu kaplayan zırha benzeyen pullardan alan çam kozalağı balığı, çenesinin altındaki iki ışık organında yaşayan milyonlarca bakterinin yardımı ile ışık üretir. Bundan başka Midilli balığının da boğazının arka kısmında, bakteri dolu iki ışık bezi bulunmaktadır. Balık bu sayede ara sıra yanıp sönerek veya sürekli biçimde ışık gönderebilir.







Korunmak İçin Işık Üreten Canlılar



Deniz yıldızları, denizkestaneleri, tüylü yıldızlar gibi canlılar "dikenli hayvanlar" olarak adlandırılır. Bu hayvanların birçoğunun derisi savunma amacıyla kullandıkları keskin dikenlerle kaplıdır. Deniz kıyılarında, mercan kayalıklarında ve deniz yataklarında yaşarlar.



Bu canlılar düşmanlarından korunmak için kendi ışıklarını üretir. Parlak kollara ya da omurgalara sahip olan bu canlılar kendilerine saldırı olduğunda suda ışık bulutları oluşturabilir.



Korunmak için ışık üreten canlılara başka bir örnek olarak da bir denizyıldızı türünü verebiliriz. Bu denizyıldızı denizin yaklaşık 1000 m. dibinde yaşamaktadır. Kollarının ucundan parlak yeşil-mavi ışıklar saçar. Işıklı uyarısı düşmanlarına kötü bir tadı olduğunu bildirmek içindir. Yine başka bir denizyıldızı türü ise kendisine saldırıldığında parlamaya başlar ve düşmanı uzaklaştırmak için kollarından birini düşmana doğru fırlatır. Bu, denizyıldızının kullandığı önemli bir savunma taktiğidir. Kopan kolun beyaz ışık saçmaya devam etmesi düşmanın dikkatini kola yöneltir. Denizyıldızı da bu sırada kaçar.



El Feneri Balığı







Gece olduğunda, el feneri balığı kayalıklarda ya da mercanların arasında saklandığı yerinden çıkar. Herhangi bir ışığa karşı çok dikkatlidir ve eğer ay ışığı çok parlaksa ya da herhangi bir dalgıcın ışığını görürse hemen saklanır. Karanlığın sağladığı emniyetle birlikte el feneri balığı ışığını, avını bulabilmek, düşmanlarını şaşırtabilmek ve türdeşleri ile iletişim kurmak için kullanır.

Parlak ışıklar, gözlerinin altındaki büyük organlar tarafından üretilir. Bu organlar, balığın kanına karışan oksijen ve şekerle beslenen ışık saçan milyonlarca bakteriden oluşur. Balık ışığı açıp, kapatabilir ve yiyecek ararken istediği yöne çevirebilir. Ürettiği ışık o kadar güçlüdür ki, otuz metrelik mesafeden bile görülebilir. Aslında, tek bir el feneri balığından gelen ışık bile küçük bir odayı aydınlatmak için yeterlidir. El feneri balığı bir çeşit kepenk görevi gören göz kapakları sayesinde ışığını yakıp, kapatabilir.



El feneri balığının bulunduğu bölgede yaşayan yerel halk bu balıklari yakalar, ışığın parladığı bölümü çıkarır ve bu bölümü balık avlarken yem olarak kullanırlar. Işık organı balık öldükten saatlerce sonra bile parlamaya devam eder.

Avatar
mertcan ozfidan 2008-03-06 15:27:57

ay mi yoksa gunesmi daha fazla isik verir bilmiyorum ama siz benim msn'me cevabini mesaj olarak yollarsaniz seviniri

Avatar
YAKAMOZ YANIK 2008-03-10 18:50:06

SÖYLENDİĞİNDE KULAĞA ÇOK HOŞ GELİYOR

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176