Balık çiftlikleri kıyıları vurdu

Yarımada Çevre Platformu Dönem Sözcüsü Ümit Bora sadece İzmir de 90 adet kurulan balık çiftliklerinin atıklarıyla denizlere zarar verdiği söyledi.

banner217

Balık çiftlikleri kıyıları vurdu

Yarımada Çevre Platformu Dönem Sözcüsü Ümit Bora sadece İzmir de 90 adet kurulan balık çiftliklerinin atıklarıyla denizlere zarar verdiği söyledi.

11 Eylül 2007 Salı 10:47
2248 Okunma
Balık çiftlikleri kıyıları vurdu

Balık çiftlikleri kıyıları vurdu
 
Balık çiftliklerinin yüzde 70'inin bulunduğu Milas 'ın Güllük Körfezi 'nde çok sayıda tatil beldesi kirlilikten zarar görürken, Çeşme , Urla ve Karaburun 'un ortak denizi Gerence ve İldir körfezlerinde denize girenler cilt ve gözlerinden hastalanıp tedaviye alınıyor.

Avrupa Birliği 'nin (AB ) denizleri kirlettiği için ülke bazında yasakladığı balık çiftlikleri için Türkiye 'nin denizleri çöplük haline getirildiğine vurgu yapan Yarımada Çevre Platformu Dönem Sözcüsü Ümit Bora sadece İzmir de 90 adet kurulan balık çiftliklerinin atıklarıyla denizlere zarar verdiği söyledi. Çeşme Urla ve Karaburun 'un ortak denizi Gerence ve ildir körfezlerinde balık çiftliklerinin neden olduğu zarar nedeniyle bir dram yaşandığını belirten Bora , denize girenlerin cilt ve gözlerinden hastalanıp tedaviye gördüklerini ifade ederek 'İnsanlar her gün saat başı ihbarda bulunup bir şeyler yapın vücutlarımız orkinos yemlerinden ayrılan kılçıklarla yara bere içinde. Yok mu bizi ve halimizi görecek bir yetkili diye yalvarıyorlar.' diye konuştu. Bora , orkinos çiftlikleri yüzünden Çeşme ' den Kara Ada ve Toprak Ada 'ya yat gezileri yapan teknelerin doğa harikası Mavikoy'u aşırı kirlenme nedeniyle turdan çıkardıklarını belirtti.

YANGINLAR ÇIKIYOR

59. hükümet döneminde Çevre ve Orman Bakanı olarak görev yapmış olan Osman Pe -pe 'nin 13 Mayıs'ta kapanacak veya taşınacaklar dediği balık çiftliklerinin yerine yenilerinin kurulduğuna dikkat çeken Bora ; karadaki tesislerin 'hükümete bakanlara ve başbakana yakınız' diyen firmalar tarafından adeta kiralanıp satın alınarak kapışıldığını ifade etti.

Yarımada Çevre Platformu olarak İzmir 'de imza kampanyası başlattıklarını ve bölge insanının yaşadıkları sorunlara dikkat çekmeyi amaçladıklarını belirten Bora , 'Karada en çok yangınlar çiftlik yakınında çıkıyor. Akdeniz bitki topluluğu makileri dozerler ile yok edili-yor .İhbar ediyoruz ama hareket durmuyor.Her gün biraz daha genişliyorlar.Hele karayolları ve köy yolları asvaltları ağır yem kamyonları yüzünden adeta tekerlere bağlı iki su kanalına dönüşmüş durumda.' dedi.

Gerence Körfezi 'nde 15, Ildın'da 12, Mersin koyunda 14 Adet ruhsatlı balık çiftliği bulunduğunu ve bu çiftliklerde yapılan çipura ve levrek üretiminin yıllık 10 bin tonu bulduğuna dikkat çeken Bora çiftliklerin levrek ve çipura üretimi için yıllık sadece 3000 ton üzerinden ruhsat aldıklarını ifade etti. Bunun yanında Gerence Körfezi 'nde bir adet, Ildın'da bir adet orkinos çiftliği bulunduğunu ve burada da 1.600 Ton orkinos yetiştirildiğini söyledi. Güllük Körfezi 'nde 5 yıl önce potansiyel balık üretim alanı ilan edilen Göltürkbükü , Apostol Adası , Salih Adası , İkizler Adası , Güvercinlik , Güllük , Kıyıkışlacık , Boğaziçi Köyü , Didim Akbük 'te çiftlik sayısı 145'e ulaştı.

GÜNDE 2 TON BALIK DIŞKISI

Orkinos çiftliklerinde günde 20 ton uskumru, sardalya zaman zaman kalamarın yem olarak kullanıldığını ve günde ortalama 2 ton dışkının denize bırakıldığına dikkat çekerek Orkinos çiftliklerinde yetiştirilen balıkların Akdeniz 'den avlanıp, gemilerin arka kısmındaki ağ kafeslerde yüzdürülerek koylarda bulunan çiftliklere getirildiğini ve burada 6 ay büyük kafeslerde tutulduğunu söyledi.

OZGUR GURLEYEN

Birgün

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
nevra arıkök 2008-01-15 11:40:49

Merhaba,

Geçen günlerde gazetelerde balık çifliklerinin Yunanlılara satıldığını okudum.İnanılmaz derecede hem üzüldüm hemde sinirlendim. Bu satışlarının önlemek veya iptal etmek için önüne hiçbir dernek, kuruluş yada sade vatandaş olarka yapabileceğimiz hiçbirşey yok mu?bu hükümete bu kadar acizmiyiz? herkes toplanıp en azından yasada değişiklik için hiçbirşey yapamazmıyız? lütfen bu konuda benide aydınlatırsanzı sevinirim ve yapabileceğim birşey olur ise sonuna kadar varım.

Saygılarımla

Avatar
Kartal İdeal 2008-01-16 00:49:21

Gelişen teknoloji ile birlikte insanoğlunun beslenmesinde yetersiz hale gelen tarım ürünlerinde ki boşluğun ucuz ve değerli protein kaynağı olan su canlıları üzerinden kontrollü bir şekilde sağlanması işlevine verilen ad.



akuakültür kabaca deniz ve/veya içsularda yapılan tarım faaliyetine denilmektedir.



ülkemizde akuakültür faaliyetleri son 15 yıldır gerçekten hareket kazanmış, levrek, çipura ve alabalık önemli gelir ve besin kaynağı olan akuakültür ürünleri haline gelmişlerdir. artan insanoğlu ihtiyaçlarına yönelik damak tadına uygun kalkan, lahosve fangri balıkları yetiştiriciliği yapılan alternatif türler kategorisine girmişlerdir.



akuakültür sadece balık yetiştiriciliği ile sınırlandırılmamalıdır. uzak doğu' da ve pasifik ülkelerinde midye, karides, alg, süs balıkları gibi tüketime uygun tüm su ürünlerinin yatiştiriciliği yapılmakta hatta yeni su canlıları üzerinde sürekli çalışmalar yapılmaktadır. dünya akuakültür üretiminde ilk üç sırayı sırasıyla çin, hindistan ve endonezya almaktadır.



yurdumuzda akuakültürün kalbi bodrum' da atmakta ve sektörde yer alan kişiler bu genelde bölgede toplanmaktadır.

çevre adına derin deniz balıklarını kısmen koruyacak olsa da başka açılardan hem çevreye hem de balık tüketicisine ciddi zararı dokunabilecek aktivite.



çiftlik balıkları pcb (polychlorinated biphenyls) ve pbde (polybrominated diphenyl ether) içeren suni balık yemleri ile beslenirler. özellikle yağlı balıkların* yağlarında beslenme ile biriken bu kanserojen maddeler pek çok ölçümlerde vahşi balıklara göre 20-100 kat fazla çıkmış ve dünyada çeşitli yayınlarda tüketiciler çiftlik balığı tüketmeme konusunda ciddi olarak uyarılmışlardır.



http://www.sundayherald.com/26081



http://psa-rising.com/...lution/salmonpcbs82003.shtml



benzer şekilde bu balık çiftliklerindeki çoğu balık, doğadan avlanmış vahşi balıklardan elde edilen yemlerle beslenir. öyle ki 1 kg somon üretmek için ortalama 4 kilo balıktan elde edilmiş yem kullanılır.



kontrolsüz balık çiftlikleri ise çevre için bir başka kabustur. kurulan çiftlikler bulundukları yerde korkunç bir çevre kirliliği yaratmakta, bulundukları yerdeki ekolojik dengeyi alt üst etmekte ve avlayarak olmasa da, doğal dengeyi bozarak serbest yaşayan pek çok balığın ve diğer su altı canlılarının* yok olmasına neden olmaktadır.

sığ ve durgun koylarda kurulan balık çiftlikleri etrafını kirletebilmektedir. burdaki balıkların yem ve metabolik artıkları çok fazla olacağından dağılmadan kolaylıkla dibe çökecektir. ayrıca yemlerde bulunan azotlu maddelerde fitoplanktonun artmasına sebep olacaktır. bu da denizde diğer canlıların artmasına neden olacak ve bu canlıların ölmesi sonucu artıkları gene dibe çökecek ve çürümeye başlıyacaktır bu da sudaki oksijenin düşmesine neden olacaktır ve bu bölge yavaş yavaş bataklığa dönüşecektir. bu durum ne çiftlikler için ne de turizm için istenen bir durumdur. bunun için çiftliklerin açık denize çekilmesi şarttır. böylelikle artıkların birikmesi sorunu ortadan kalkacak ve kıyıların turizm açısından kullanılması daha el verişli konuma gelecektir.

tabi şöyle bi sorunda var. balık çiftlikleri denizi kirletiyor, buraya aslında turistik tesis kurulcaktı gibi söylemler tamamen cahillikten ötürü kullanılan cümlelerdir. sonuçta kurulan turistik tesis, çevreye çiftlikten çok daha fazla zarar verecektir. açıklamak gerekirse, denizler için en önemli sahalar sahil şeridide dahil olmak üzere 50 m derinliğe kadar olan kısımdır. bu bölgede güneş ışınları suya yeterince nüfuz edebildiği için, burada fitoplankton ürer, dolayısıla diğer canlılarda. bu alanda yapılcak tahribatlar o koyun hatta körfezin tamamını etkileyebilir. yani dibi taşlı veya yosunlu olan bi denizi, insan zevkine uysun diye temizlemek veya denizin içine beton dökmek sizinde tasavvur edeceğiniz üzere denizin a....a koymaktadır. yani, denizin çok berrak olması dibinin tamamen kum olması insana güzel gelmektedir, ancak o deniz aslında tamamen ölüdür. ortamdan suyu uzaklaştırsanız geriye kalacak olan sadece bir çöldür.

yani diceğim şudur ki; balık çiftlikleri etrafını kirletmektedir, ancak doğayı korumak adı altında çiftliklerin olduğu yere turistik tesis kurma teşebbüsleri tamamiyle ikiyüzlülüktür. doğa korunmak isteniyorsa ne turistik tesis ne çiftlik hiç birinin kurulmaması gerekir. ayrıca çiftliklerin vereceği tahribatın düzeltilmesi 1 - 2 seneyken, turizmin verdiği zarar 10larca yılı(10, 20, 30, 40, 50,.......) bulabilmektedir.kullanilan yemin suyun dibine cokmesi, hayvan artiklarinin (her turlu) da suyun dibine cokmesi nedeniyle, balik ciftliklerinin bulundugu koylarin dibinde yaklasik 30 ila 50 cm kalinliginda bir balcik tabakasi bulunmaktadir. bu balcik tabakasi, en az 1 sene icinde kendi kendine yok olsa da, genelde bu 2 ila 3 sene gerektirmektedir.



birtakim koy, korfez ve sahil seritlerinde kurulmalari yasak olmalarina ragmen, arkalarina aldiklari buyuk destek nedeniyle (ki yem olayi cok pahalidir, buyuk firmalar bu yemi saglarlar, eh bircogunun arkasinda da mafya vardir) cennet gibi koylara kurulmuslardir.



hatta devlet ihalesi ile satilan ve turistik tesis yapilmasi icin musaade verilen alanlara bile yuzsuzce kurulanlari mevcuttur (tecrubeyle sabittir). insaatin baslamasinin ardindan bile halen daha yerlerinden oynamazlar, devreye sirayla jandarma, kaymakam, vali ve mustesarlar girer "defolun gidin" diyebilmek icin. ellerinde pompali tufek ile sizi kovabilirler bile cok yaklasirsaniz.



bazilari ise, sit alani filan dinlemez, yerlesirler saga sola. sinir ederler. halbuki kurulmalarina izin verilmis yerler vardir, pek tabii onlar da coktan kapisilmistir. gecekondu gibi yayilirlar saga sola.



bir komik vaka ise, antalya aciklarinda gerceklesmistir. turk karasularina insaasina izin verilmeyen balik ciftligi, careyi turk karasularinin bittigi noktanin hemen ardina ciftlik kurmakta bulmustur. yani uluslararasi sulara kurmustur balik ciftligini. bunu da, aciklarda diger yerlere nispeten daha sig bir noktaya yapmistir.



dusunsenize, denizin ortasinda petek seklinde birseyin yuzdugunu goruyorsunuz, bir bakiyorsunuz ki balik ciftligi. saniyorsunuz firtina olmus da kopmus, ancak gercek oyle degil. gercekte o, kiyi seridine kurulmamasi icin kurnazlik yapilarak aciklik bir yere kurulmus bir balik ciftligi.

banner209

banner191

banner148

banner145

banner179

banner176