Kadınların, denizde çalışmasının “normal” karşılanmaya başladığı günümüze gelinceye kadar gösterdikleri gayret ve inanç, güçlüklerle dolu bir yol izlemiştir.
Haberin Eklendiği Tarih-Saat:
14 Haziran 2009 Pazar 12:33
KADINLARIN DENİZDEKİ YERİ
Kadınların, denizde çalışmasının “normal” karşılanmaya başladığı günümüze gelinceye kadar gösterdikleri gayret ve inanç, güçlüklerle dolu bir yol izlemiştir. Kadının gemide olmasının uğursuzluk getireceğine inanıldığı günlerden bugüne uzanan süreç, onlar için dokuz deniz durumunda yapılan bir seyirden daha zor olmuş ve uzun yıllar sürmüştür.
Denizciliğin başlangıcından itibaren sayılı kadının korsan veya asker olarak adını tarihe yazdırmasına rağmen bu durum bir istisna olarak kalmıştır. 14 üncü yüzyıla gelindiğinde kadınların denizdeki yeri değişik amaçlarla da olsa oluşmaya başlamıştır. İngiliz kaynaklarında, “erkek ihtiyaçları” maksadıyla gemilerde kadın bulundurulmasının 1587 yılında yasaklandığı ve bulunduranların ağır ceza alacakları, bununla birlikte kadının 250 yıl boyunca gemilerdeki yerini güçlendirdikleri ancak bu yerinin “güverte altı” olduğu belirtilmektedir[i]. 1756’ya gelindiğinde ise zabit eşlerinin limanda iken gemilere gelmesine izin verilmesi bir diğer basamak olmuştur. 1800’lü yılların sonunda ise zabit eşlerinin dışında kadınların hizmetçi olarak sözleşme yaprak gemide çalıştıkları ve ABD’de ilk kez bir kadının Kaptanlık ehliyeti almak için resmen baş vurduğu görülmektedir[ii]. Buna rağmen, en uçtaki kadın hakları savunucularının bile o dönemde, “denizde çalışmanın ve erkekler ile bu alanda yarışmanın” gereksiz olduğunu ifade etmeleri[iii], şartları nedeniyle denizin, erkek egemenliğinin son kalelerinden birisi, belkide sonuncusu olduğunu göstermektedir.
Kadının kurumsal olarak gemilerde çalışmaya başlaması 1900’lü yılların başında yolcu gemilerinde; hemşire, çocuk bakıcılığı, çamaşır yıkama gibi görevlerle olmuştur. Kurumsal olarak zabitan görevlerine başlamaları ise 1950’lerde Kuzey Avrupa ülkelerinin öncülüğünde gelişmiştir[iv]. 2001 yılı verilerine göre oran olarak en fazla kadın denizci bulunduran ülkeler; Estonya (%49), İsveç (%37), Norveç (%21), Kanada (%17) ve Belçika (%12)dır[v]. Ayrıca Çin kültürel devrim kapsamında kadınların denizci olmasına ağırlık veren ülke olmuş, çoğunluğu kadın personelden olan ilk ticari gemi “Fengtao”, 1960’lı yıllarda uluslararası sularda ticaret yapmıştır.
Karanlık alt güvertelerden, bugün köprüüstüne çıkan kadınların doğayla ve zor şartlarla mücadele edilen bir ortamda erkeklerle birlikte çalışmasına olanak sağlayan etkenlerin başında kadın haklarına yaklaşımın değişmesiyle birlikte, teknolojinin sağladığı olumlu gelişmeler de rol oynamıştır. Bunların içine, seyir sürelerinin kısalması, denize dayanıklı gemilerin inşa edilmesi, yaşam şartlarının iyileşmesi, kazancın artması da dahildir. Son dönemde IMO’nun çeşitli eylem planları ve programları ile kadının denize çıkması için görünür bir gayret gösterdiği görülmektedir. Ayrıca zabitan sayısındaki yetersizlik ve geleceğe yönelik tahminlerin de bu yönde olması nedeniyle kadınların denizde çalışmaya olan ilgisi artmıştır.KAÇ KİŞİ ?
Halen Dünya genelinde gemilerde çalışanların %2’sini kadınların oluşturduğu, bunların içinde batılı ülkelerin vatandaşlarının daha yoğun bulunduğu, kadınların genelde yolcu gemilerinde idari hizmetlerde görev aldığı belirtilmektedir[vi]. Aşağıda 1998 ve 2004 yıllarında ITF’e kayıtlı kadın çalışanların sayıları verilmektedir[vii]. Gemiadamı sınıfında kadın ve erkek toplamında %1’lik artış olmasına rağmen kadınlardaki % 7,7’lik artış dikkati çekmektedir.
Sınıfı
Kadın
1998
Kadın
2004/5
Değişim %
Toplam
1998
Toplam
2004/5
Değişim %
Gemi adamı
22390
24110
+7.7
671587
678474
+1
Liman İşçisi
19206
14876
-22.5
373262
353051
-5.4
İçsu denizcisi
2629
2839
+8
52965
57051
+7.7
Balıkçı
2240
925
-58
110593
91115
-17.6
Türkiye’de ise insan gücü kaynakları açısından bir zorunluluk olmakla birlikte kadınların zabitan olarak denizde çalışmaları gün geçtikçe alışıldık bir durum olmaktadır. Türkiye’de 20 Mayıs 2009 tarihi itibarıyla kayıtlı toplam 48915 erkek zabitan ve 210kadın zabitan mevcuttur[viii]. Bu durumda kadınların mevcudu %0.5’in altında kalmaktadır. Ancak bu oran geçmişten gelen erkek eğemenliğinin ve o dönemde kadınların mesleğe ilgi duymamasının ve diğer yeterliliklerdeki bayanların tespit edilememiş olmasından kaynaklanmaktadır.
Gelecekte kadının yerinin belirlenmesi amacıyla uzakyol vardiya zabiti eğitimi veren okullardaki öğrenciler[ix] incelenmiştir. Ulaşılan veriler aşağıdadır.
GÜVERTE
MAKİNA
İTÜ
9 EYLÜL
KTÜ
TÜDEV
İTÜ
TÜDEV
9.EYLÜL
E
K
E
K
E
K
E
K
E
K
E
K
E
K
YÜZDE
HAZIRLIK
90
8
63
2
44
7
-
-
61
1
-
-
23
-
%6.4
1.SINIF
111
15
44
2
55
7
123
9
63
1
94
0
21
1
%6.8
2.SINIF
106
11
46
2
49
4
213
9
50
3
57
0
12
-
%5.8
3.SINIF
83
7
55
4
36
8
133
5
42
0
24
0
-
-
%6.4
4.SINIF
131
12
44
-
37
5
-
-
62
1
-
-
-
-
%6.5
TOPLAM
521
53
252
10
221
31
469
23
278
6
175
0
56
1
YÜZDE
%10.1
%3.9
%14
%4.9
%2.1
%0.0
%1.7
GENEL
%6.2
Tabloda görüldüğü üzere gelecekte zabitan sınıfı içinde kadınların yeri %6 civarında olacaktır. Yüzdenin IMO verileri üzerinde çıkmasının nedeni, diğer yeterliliklerin dahil edilmemiş olmasıdır. Diğer yeterliliklerde çalışan bayanların miktarını tespit etmek mümkün olmamıştır. Bir diğer kaynak olarak Türkiye Denizciler Sendikası’na müracaat edilmiş ve sonuçta kayıtlı kadın denizci olmadığı beyan edilmiştir. HUKUKİ BOYUT:
Mevcut durumda kısıtlı sayıda olsa bile kadınlara denizde yer sağlamak amacıyla bir yol haritasının hazırlanması ve uygulanması gerektiği değerlendirilmektedir. Bu sürecin başında ise kadın denizcilere, hukuk ve mevzuat açısından olumlu bir ortam hazırlanması gerekmektedir.
Denizde kadının yer alması için gösterilen gayret, atılan olumlu atılımlar, iyi niyetli yaklaşımlar yeterli olsa bile, hukukta ve mevzuatta kadının önüne çıkartılan zorluklar/eksiklikler ve kısmen ayrımcılık ortadan kaldırılmalı, kadınla erkeğin birlikte çalışmasına ortam sağlayacak şekilde düzenlenmelidir. Bu kapsamda denizdeki kadın personeli hukuki açıdan etkileyecek kanun ve mevzuat, genel ve kadına özel olarak iki başlık altında toplanabilir.
Denizde çalışanları etkileyen genel uluslararası mevzuata uyum açısından Türkiye belirli çalışmalar yapmakta, olumlu adımlar atmaya çalışmakla birlikte istenen seviyede değildir. Bu duruma örnek olarak, onaylanmayan “erkek veya kadın deniz çalışanlarının temel haklarını” belirleyen 147, “çalışma saatlerini düzenleyen” 180 numaralı ILO sözleşmeleri verilebilir. İLO, 2006 yılında denizde çalışma şartları hakkındaki sözleşmelerini “Maritime Labour Convention”(MLC)[x] adı altındatek bir sözleşme altında toplamıştır ve Türkiye bu sözleşmeyi de uygulamaya koymamıştır.
Genel ulusal mevzuat açısından, bütün çalışan kadınların etkileyen genel hususlar kapsamında sayılabilecek olan, evlilikte çalışma izni, cinsel saldırı, cinsel taciz, ayrımcılık, kariyer gelişimindeki engeller gibi konularda Türkiye, medeni ve ceza kanunu değişiklikleri bağlamında hukuki açıdan atılımlar yapmış, uygulamada sosyal yapı ve gelişimi engelleyici fikir akımları nedeniyle genelleme yapacak düzeyde bir başarı sağlanamamışsa da, hukuki açıdan gelişime olanak sağlayacak bir ortam yaratılabilmiştir.
Belirtilen değişiklerin uygulamada standart kazanması sürecinde olunması nedeniyle umulmadık sonuçlarla da karşılaşılabileceğinden, gemilerinde kadın çalıştırmak isteyen şirketlerin özellikle cinsel taciz konusunda personelini bilgilendirmeleri gerekmektedir. Personeli bilgilendirmek amacıyla en uygun yöntemin, “SAFETY MANAGEMENT MANUAL”e, bu konudaki şirket politikasının ithal edilmesi olabilecek ve bu sayede şirket en azından kanun önünde gerekli tedbirleri almış olacaktır. Konu hakkında kaynak olarak, Avrupa Armatörler Derneği ile Avrupa Ulaştırma İşçileri Federasyonu tarafından şirketler için hazırlanmış olan “EQUALITY OF OPPORTUNITY & DIVERSITY IN THE EUROPEAN SHIPPING INDUSTRY ELIMINATING WORKPLACE HARASSMENT & BULLYING” adlı broşür[xi] verilebilinir.
Genel hususların bir adım sonrasında, ikinci başlık ise kadının çalışmasına olanak verecek şekilde deniz iş koluna ilişkin kanun ve mevzuatın düzenlenmesi gelmektedir. İş yeri ve ortamının özellikleriyle diğer mesleklere göre farklı bir düzene sahip olan denizcilik, farklı kanun ve mevzuata ihtiyaç duymuştur. Denizde çalışan personeli ilgilendiren temel hukuki dayanakların başında Ticaret Kanunu içinde yer alan “Deniz Ticareti” bölümü, 20/04/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanunu,31/07/2002 tarihli ve 24832 sayılı resmi gazetede yayımlanan Gemiadamları Yönetmeliği gelmektedir.
Türk hukukunda bayanların denizde çalışmasını kısıtlayıcı hiç bir hüküm yoktur ancak denizcilik ile ilgili kanunlar ve diğer mevzuata, erkek-kadın eşitliği açısındanbakan birisinin ilk algılaması yoğun bir erkek eğemenliği olacaktır. Örneğin, başlangıcından beri erkeklerin yaptığı bir meslekte çalışan kişilere verilen ortak ad, yani “Gemiadamı[xii]” nitelemesi anlam olarak bayanları tamamen dışarıda bırakmaktadır. İngilizce’de geçmişte kullanılmış olan “seamen” ifadesi ile eşdeğer olan bu ifade halen kullanılmaya devam edilmektedir. Bunun en yakın örneği ise halen TBMM gündeminde olan yeni Türk Ticaret Kanunu tasarısında da “gemiadamları” tanımlamasının kullanılmasıdır. Cinsiyet ayrımcılığına hassas olan ülkeler, “seamen” ifadesini her iki cinsi kapsayacak şekilde “seafarer” olarak değiştirmiştir. Türkçe’de, “deniz çalışanları” için cinsiyet belirtmeyecek şekilde yeni bir isim bulunması düşünülebilinir.
4.8.1956 tarihli ve 9373 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Denizcilere Mahsus Kıyafet Yönetmeliğinde” gemiadamları yeterlik seviyelerine göre kıyafetleri ile takacakları alametler ve şapka şekilleri verilmektedir. Doğal olarak 1956 yılında bayan denizci öngörülmediğinden bayanlara ilişkin bir düzenleme ve kıyafet de bulunmaktadır. Deniz Ulaştırması Genel Müdürlüğü’nün anılan yönetmeliğe atıf yaparak yeni yeterlilik isimlerine uyum sağlamak maksadıyla 2005 yılında internette yayınladığı bir yazıda[xiii] alametler ve şapka şekillerine yer verilmiştir. Aradan geçen 49 seneye rağmen bayan şapkası veya kıyafeti örneği düzeltmeye dahil edilmemiştir.Kadın deniz çalışanları için önemli bir sorun ise hamilelik durumudur. ABD Donanmasında gemide çalışan kadınların herhangi bir anda %11’nin hamile olduğu belirtilmektedir[xiv]. Deniz İş Kanununda “gemiadamlarının” hamileliği hakkında bir hüküm yoktur. Bu durumda denizde çalışan bir kadınına İş Kanununda belirtilen hükümlerin uygulaması gerekecektir. Ancak İş Kanunu, “normal ortamlarda” yani karada çalışanlar için hazırlanmıştır ve denizdeki şartları dikkate almamaktadır. Örnek olarak İş Kanununun 74 üncü maddesi doğum öncesi ve sonrası sekizer haftadan toplam 16 hafta izin öngörmektedir. Hamileliğin yedinci ayının sonuna kadar denizde çalışmanın tehlikeli yanı yok mudur? Türk Deniz Kuvvetleri, bayan subaylarını hamile kaldığını belgelediği anda gemiden ayırmakta ve karada görev vermektedir. ITF ise hamile kalınması durumunda bayrak ülkesi kanunlarının geçerli olacağını, kolay bayrak altında çalışan gemi personelinin bu nedenle zorluklarla karşılaşabileceğini, ITF kuralı olarak hamilelik izni alınmak istendiğinde ülkeye geri dönüşün karşılanması ve tazminat olarak iki aylık ücret ödenmesi gerektiğini belirtmektedir. Esasında ITF’in demek istediği, hamilelik izni istediğinde iki aylık paranı alırsın ve sonrasında başının çaresine bakarsındır. Ancak bu durum veya öngürülecek bir başka çözüm bile kanunlarımıza yansıtılmamıştır. Norveç deniz iş hukukunda[xv] hamile kadın çalışanların karşılıklı anlaşma sağlandığı taktirde ve mümkünse karada gemicilik şirketinde görev verilmesi öngörülmektedir.
Denizde belirli sürelerle sözleşmeli çalışıldığından ve bu sözleşmeler değişik şirketler ile yapılması nedeniyle, karada çalışıldığı gibi bir işveren sürekliliği olması en büyük sorunlardandır. İş kanunda belirtilen hamilelik ve doğumla ilgili diğer haklarının (Kontrol için ücretli izin, emzirme izni, kreş temini vs.gibi) kadın denizcilere uygulanma imkanı fiili olarak mevcut değildir ve belirtilen olumsuzlukları tazmin edici bir düzenlemeyi zaten “gemiadamları” için yazılmış bir kanunda bulma imkanı yoktur. Değil kadınlar, erkekler bile sosyal güvenlik veya kıdem tazminatı gibi hususlarda değişik sorunlarla karşılaşmaktadır.
Gemiadamları Sağlık Yönergesi, denizce çalışabilir raporu almak için yapılacak muayeneleri ve denizci olmaya engel hastalıklar belirtmektedir. Bu hastalıkların belirtildiği Ek’in en sonunda “yukarıda ismi geçmemiş ancak tabiplerce tespit edilmiş denizde çalışmasına engel diğer bir hastalığı bulunanlara da “Gemiadamları Sağlık Raporları” verilmez” ibaresi dışında kadın hastalıklarını kapsayabilecek bir ibare mevcut değildir. Konunun uzmanı olmadığımızdan bir yorum yapamamakla birlikte en azından hamilelikle ilgili bir madde olması gerektiği kanaatinde bulunulmaktadır.
Örnekleri verilmeye çalışılan zorlukların dışında kadınların denizde çalışmasına engel olan en büyük etkenler; ayrımcı uygulamalar ile kapasiteleri ve güçlerine karşı duyulan şüpheci, kuşkulu yaklaşımdır. TÜDEV’de erkek öğrencilere yapılan bir ankette; “kadınların denizde çalışmasına engel olabilecek etkenler nelerdir?” sorusuna %85’in üzerinde “fiziki yetersizlik” ile %7 “aile sorumluluğu” cevapları alınmıştır. Fiziki yetersizlik ilk akla gelen engel olmakla birlikte, kişilere göre değişkenliği nedeniyle genelleme yapılamayacak olması bu tezi geçersiz kılmaktadır.
Diğer taraftan denizciliğin, “Hem kariyer yaparım, hem çocuk” anlayışına olanak tanıyan bir meslek olmadığı açık olmakla birlikte, zaman içinde görev değişiklikleriyle kadınların meslekte varlıklarını idame etmelerinde bir sorun olmayacağı düşünülmektedir. Bu kapsamda kadın denizciler, kariyer planlarını mesleğin başlangıcında yaparak, kara ile deniz arasındaki geçişlerini sosyal hayatına göre ayarlayacak şekilde gayret gösterdiği zaman en yüksek noktalara ulaşma olanağına kavuşabilir.
SONUÇ:
Sonuç olarak, Türk kadınının denizde kendine yaşam alanı bulma gayretlerinde artış mevcuttur. Bu durum karşısında erkek ve kadınların denizde çalışma ortamına ilişkin kuralların belirgin hale getirilmesi, kadınlara ilişkin hukuki düzenlemelerin yapılması ve mevzuatın geliştirilmesinde kadının varlığının da bir etken olarak belirlenmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Sosyal alandaki sorunların çözümü ise anlayışımızın zaman içinde değişimine bağlı kalacaktır.
[i]Nelson and His Navy - Women under Canvas, The Historical Maritime Society[ii] The Newyork Times, 9 December 1883
[xii]Gemiadamı: Geminin kaptanını, zabitlerini, yardımcı zabitlerini, stajyerlerini, tayfalarını ve yardımcı hizmet personelini kapsar.(Gemiadamları Yönetmeliği)
[xiii]Denizcilik Müsteşarlığının 29/12/2005 tarih veB.02.1.DNM-0.06.102.05 (sayı:9839) sayılı Gemiadamları Kıyafetleri konulu yazısı.
Şubat 2010'da yayınlanan "denizciler için kıyafet yönetmeliği" ile bayanların da kıyafet standardı belirlenmiştir.
aktug 01-03-2010 08:26:44
makine zabitliği
makine zabitliği zormu kolay mı nasıl makine zabiti olunabilir lütfen haber verin
erhan_474 12-02-2010 21:25:33
Saçma
Arkadaşlar elbetteki bir bayan denizci ayadagemici olabilir.Makaleleri okuduğumda meslek ayırımı falan yapılmış denizci bayan olamaz gemide bayan yapamaz vs vs.Öyleyse o zaman bizde bayan olarak hiç erkek öğretmen olmasın o bayan işi, yarım gün çalış sonra gel evini temizle çocuğuna bak bayanlara göre mi diyelim.Arkadaşlar kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz,Bu cehalet neden hale sürüyor?Herkes kendini yeterli hissettiği yerde çalışır.verimli olabileceğini düşündüğü meslekte görev alır.Ben bayanım bilgisayar öğretmeniyim.Ama gemicilik aşkıyla yanıp tutuşuyorum küçük yaşlardan beri deniz benim için çok farklı.Öğretmenlikte yapıyorum işim var.Ama gemici olmak istiyorum.Ve bunun için kursa başvurdum gemide çalışmak için.Kursu bitirdikten sonra İnşALLAH bir gemide görev alıcam.Zaten onları araştırırken bu site karşıma geldi ve yazılan hepsi değil çokğu bağnaz düşünce beni hayal kırıklığına uğrattı ve yazamaktan alıkoyamadım kendimi.Arakadaşımızında dediği gibi 3 tarafı denizlerle kaplı ülkemizde bunu tartışmak bile çok komik aslında:D
pelin öztürk 28-10-2009 09:02:03
Ne tuhaftır di mi, yazdıklarımız ya da konuştuklarımız gibi biri olamamak. Ne tuhaftır ki, empati yapamayan birileri olabilmek. Uygarlık önce yürekte ki okyanusta başlar. Ömrün yarısı denizde geçse ne olacak ki ondan nasibini alamamışsan.O sana yüreekte ki okyanusu yazık ki verememiş. Bir zaman gelecek ki yüreğimizde ki okyanus kadar saygı görecek ya da göremeyeceğiz, ama o zaman çoook geç olacak yaşam bitmiş ve biz insanlar o yıllara geri dönemeyeceğiz. Çünkü artık her şey için çok geç kalınmış olacak.
devrim soytemiz 19-08-2009 00:18:02
Herkese merhaba, kadınlarımız ve kızlarımız ! Neye ve kime göre daha az dayanıklı? Kriter kim ve ne? Erkek ya da Kadın ? sadece kaba kuvvet anlamında ayrılır bu iki cins ! Aksini söylemek sadece bireysel kompleksimizden ileri gelir. Bir gerçek de vardır ki, özel yaşamımızda uygulayamadığımız ama doğru olduğuna inandığımız gerçeklerimiz vardır ki, ,işte bu ciddi acıdır. Olmak istediğimiz gibi biri olamadığımız için sadece yazılara ve sözlere dökeriz o gerçeği, önemli olan inandığımız değerlere sahip çıkıp uygulayabilmektir. ben böyle derim ama öyle yaşamam, Çünkü işime gelmezdir gerisi, işte buna gülerim, işte böyle yorum yapanlara gülerim. Hayatı boyunca eleştirdiği, kınadığı, yukarıdan baktığı hayatlardan farklı hayat yaşamıyordur çünkü kişi.Kendine ulaşmak istemeyen insanlarımız kısaca... Doğrularımızla saygı duyarak ve saygı duyularak cins ayırmadan yaşamak ve yaşam oluşturmak adına...Hoşça kalın..
devrim soytemiz 10-08-2009 12:25:28
denizciyiz biz
Bugün artık kadın-erkek ayrımını yapmanın nekadar doğru bir şey olduğunu söylemek diye bir düşüncenin artık savunuculuğunu yapmak yerine yapmamanın daha doğru olduğunu düşünuyorum.herkes rıskını bir meslekten kazanacaktır.Benim üzerinde duracağım konu okullarda bir kadroyu meşgul edipte mezun olduktan sonra bu işi yapmak istemeyenleredir.Eğer bu işin eğitimini alıyorsan gemidede çalışmalısın.Yoksa çok daha ucuz paralara çalışan yabancılara meydanı kendi elimizle bırakıyoruz.bakınız yabancı bayraklı gemi sayısını bilen varmıdır.Çok pek çoktur.peki bunlara çalışan personelin ne kadarı Türk'tut.Eminim yarısını geçmez.Bu kadar kişi sokakta işsiz gezerken yabancılar gemilerimize nasılda çok rahatlıkla çalışıyor.Peki onlar ülkelerini bizlere bu kadar rahat açıyorlarmı? hayır.Tek neden bayrak yabancı tabii gemide yabancı.armatörünün kim olması önemli değil.Aşırı vergiler ve diğer nedenlerle bir çok türk gok türk gemisine yabancı bayrak çekilmiştir.Bizim bayanlarımızın diğer ülke bayanlarından farkı nedir.daha bilinçsizlermi.asla ınanmam.Kadına doğuran evde koca bekleyen yemek yapan bulaşık yıkayan zihniyetinden bakmaktan kendimizi kurtardığımızda her şey nekadardaha güzel olacak.HAAAAAAA BU ARADA bayan eleman çalışan gemilerdeki ortamın bazılarında hiçde hoş olmadığı şeklinde duyumlar alıyoruz.bu her iki cins açısından hoş değil bilesiniz.gemi küçük bir yer özel hayat ve iş hayatı aynı anda yaşanıyor.herkes birbirine saygılı olmalı ve işiyle meşgul olmalıdır.hiç bir tercih yapmaya gerek kalmadan rahatlıkla kadınlarında bu işi bütün zorluklarına rağmen yapabilecekleri inancımı asla yitirmek istiyorum.allah selamet versin